YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17317
KARAR NO : 2014/10022
KARAR TARİHİ : 21.05.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/199480
MAHKEMESİ : Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 08/04/2010
NUMARASI : 2009/247 (E) ve 2010/81 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan B.. S..’nın sanığa ait işyerinden ürün sipariş ettiği, sanığın siparişi katılanın adresine gönderip parasını tahsil ettiği bir süre sonra katılan ile telefonla irtibata geçerek daha önceden gönderilmiş olan ürünün bozuk olduğunun, parasının kendisine iade edileceğini belirtip katılandan hesap numarası istediği, katılanın sanığa bir hesap numarası verdiği, bir süre sonra katılanı tekrar arayarak verilen hesap numarasına 2.000 TL’den aşağıya ödeme yapılamıyor, bu nedenle sen bize 2.000 TL gönder, biz sana sanığın katılana bir hesap numarası verdiği, katılanın
verilmiş olan bu hesaba 2.230 TL para yatırdığı ve sanığın yatırılmış olan bu parayı çektiği ve katılana karşı herhangi bir iade de bulunmadığı, bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen somut olayda; gerçeğin her türlü kuşkuya meydan bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; sanığın, 12.03.2010 tarihli yakalama kararı üzerine mevcutlu şekilde mahkemeye getirilerek yaptığı savunmasında; katılanı tanıdığını kendisine daha öncesinde de ürün sattığını, aslında katılanın kendisine borcu olduğunu, buna ilişkin belgelerinin bulunduğunu ve mahkemeye sunacağını savunması, 08.04.2010 tarihli karar duruşmasında da PTT’ye resmi yazı yazılmadığı için dekont temin edemedeğini, gönderdiği mal için kasa fişi tanzim ettiğini belirtmesi karşısında; ilgili belgelerin temin edilmesi, edilemediği durumumda da bunun izahı gerektiği düşünülmeden; şikayetçinin, sanığın, kendisine 2000 TL gönder demesine rağmen neden 2230 TL gönderdiği hususu şikayetçiye izah ettirilmeden, ayrıca; şikayetçinin suça konu ürünü 2005 yılı Kasım ayında aldığı, yaklaşık üç yıl sonra 08.03.2008 yılında sanık tarafından aranarak ürünün bozuk olduğu haberinin verilmesi durumu da gözetilerek; söz konusu çelişkiler giderilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.