Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17323 E. 2014/10002 K. 21.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17323
KARAR NO : 2014/10002
KARAR TARİHİ : 21.05.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/207505
MAHKEMESİ : Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 08/04/2010
NUMARASI : 2008/105 (E) ve 2010/93 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıkların fikir ve eylem birliği yaparak cep teleonu ile şikayetçiye A… Finans A.Ş.’den kefilsiz kredi verilir diye mesaj gönderdikleri, telefon numarası verdikleri, krediye ihtiyacı olan şikayetçinin de verilen cep telefonunu aradığı, telefonla sanık Levent ile görüştüğü ve masraf bedeli olarak sanık Levent’in şikayetçiden belli bir miktar para istediği, bu parayı da kendilerinin vereceği hesap numarasına yatırılması gerektiğini şikayetçiye bildirdiği, sanık N.. C..’un da bu arada işyeri komşusu olan ve olayla ilgisi bulunmadığı anlaşılan tanık İ. A. B. Garanti Bankası Ümitköy şubesine ait banka kartını geçici olarak ve kullandıktan sonra iade etmek üzere aldığı, sanık Levent ve sanık Servet’in şikayetçi telefonla arayarak parayı belirtmiş oldukları İ. A. B. hesap numarasına göndermesini söyledikleri, şikayetçi tarafından para verilen hesap numarasına yatırıldığı, ancak Garanti Bankası Etlik şubesinde müştekinin telefonla aranarak verilen hesap numarasına ve bildirilen isme para yatıranların dolandırıldığının söylenmesi üzerine şikayetçi tarafından Garanti Bankası Ümitköy Şubesi aranarak bankaya göndermiş olduğu paraya bloke konulmasının istendiği, yukarıda izah edildiği şekilde sanıkların parayı çekemedikleri, şikayetçiye mevcut paranın iade edildiği, şikayetçi ile sanıklardan L.. A.. telefon ile yaptırılan ses tespitinde şikayetçi tarafından sanık Levent sesinden kendisinin telefonda konuştuğu şahsın sanık Levent olduğunun tespit edildiği, bu suretle sanıkların üzerlerine atılı suçu dolandırıcılık suçuna teşebbüs ettiklerine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık Nejdet ve Levent müdafileri ile sanık Servet’in yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Oluşa, dosya kapsamına, sanıkların savunmalarına ve tanık beyanlarına göre; şikayetçinin, parayı, sahte olmayan ve olayla ilgisi olmaması nedeniyle hakkında takipsizlik kararı verilen tanık İ.A. B. ait hesaba gönderdiği, atılı eylemde bankanın sadece ödeme aracı olarak kullanıldığı gözetilmeden sanıkların 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesi yerine yazılı şekilde aynı Kanunun 158/1-f. maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık N.. C.. müdafii, sanık S.. A.., sanık L.. A.. müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.