YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17375
KARAR NO : 2013/18325
KARAR TARİHİ : 25.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar … ve … müdafiinin temyiz talebi bakımından yapılan incelemede;
Yokluğunda verilen karar adı geçen sanıklar müdafiine 04/12/2009 tarihinde tebliğ edilmiş olup, sanıklar müdafii tarafından yasal 7 günlük temyiz süresi geçtikten sonra 14/12/2009 tarihli dilekçe ile temyiz edilmiş olması karşısında, temyiz talebinin süre yönünden REDDİNE,
2-Sanık … müdafii ve katılan … vekilinin temyiz talepleri yönünden yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in tanık …’a bir arkadaşının define olarak 1750 adet altın bulduğunu ve satmak istediğini söylediği, daha sonra konunun diğer tanık …’e anlatıldığı, tanık …’in eşinin kardeşi olan katılan …’yi arayarak durumu anlattığı, katılanın altınları almayı kabul ettiği, bunun üzerine katılanın tanıkların ikamet ettiği … İlçesi’ne gittiği, buradan yanlarında sanık … ile birlikte … ilçesine gittikleri, sanık …’in eniştesi diğer sanık …’i katılan ve tanıklara tanıştırdığı, altınların …’in annesinde olduğunu söyledikleri, bu sırada yanlarından diğer sanık …’nin de bulunduğu, sanık …’in cebinden 60-70 adet altın çıkartarak katılan ve tanıklara
gösterdiği, altının tanesini 25 TL den olmak üzere katılan ve sanıkların anlaştıkları, sanık …’in katılana 2 adet numune olarak altın verdiği, ertesi gün katılan ve tanıkların 40.000 TL parayı sanık …’e verdikleri, bu sırada yanlarında diğer sanıklar … ve …’nin de olduğu, sanık …’in altınları annemden alıp geleyim hatta …’de benimle gelsin diyerek katılanın yanından ayrıldığı ve bir daha kendisine ulaşılamadığı ve sanıkların böylece üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıkların katılanı aldatarak haksız menfaat elde ettikleri anlaşıldığından sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükmolunan adli para cezası tayininde, 5237 sayılı TCK’nın 61/8. maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde, hükümlü hakkında aynı Kanunun 62. maddenin tatbiki sırasında doğrudan adli para cezası üzerinden indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 2. ve. 3. bentlerin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “Sanıklar hakkında verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri düşünülerek TCK’nın 62. maddesi gereğince cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 10 ay hapis ve 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına” ve “Sanıklara verilen 4 gün adli para cezasının TCK’nın 52. maddesi gereğince sanığın ekonomik durumu dikkate alınarak günlüğü takdiren 20 TL’den paraya çevrilmek suretiyle 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi