Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17382 E. 2014/3426 K. 25.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17382
KARAR NO : 2014/3426
KARAR TARİHİ : 25.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/05/2013 tarih ve 2012/2-1466 E, 2013/246 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere, şikayetçi vekilinin 10/12/2009 tarihli celsede sanığın cezalandırılmalarını talep etmesinin, sanık hakkında açılan davaya katılma istemi niteliğinde bulunduğu halde ve şikayetçi vekilinin, yerel mahkeme hükmünü temyiz etmiş olmasının, kanun yolunda davayı takip iradesini eylemli olarak ortaya koyduğu ve bu davranışın yerel mahkemece karara bağlanmayan katılma talebinin inceleme merciince incelenip karara bağlanmasına yönelik bir istemi de içerdiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilerek; katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan şikayetçinin 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre, sanık hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenmekle, aynı kanunun 237/2 maddesi uyarınca şikayetçinin kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılana ait otelde 14/06/2008 ve 15/06/2008 tarihlerinde konaklayarak otel konaklama bedeli olan 500 TL’yi ödediği, bu şekilde otel görevlilerinin güvenini kazandıktan sonra bu kez 26/06/2008 tarihinde tekrar bahse konu otele geldiği ancak 01/07/2008 tarihine kadar otelde konaklamasına rağmen, dışarı çıkıp geri geleceğim diyerek ücreti ödemeden otelden ayrıldığı ve bu şekilde hileli davranışlarla katılanın zararına haksız menfaat ettiği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanığın atılı suçu işlediğine dair inkara yönelik savunmalarının aksine, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 25/02/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.