YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17478
KARAR NO : 2013/3037
KARAR TARİHİ : 19.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Malına Zarar Verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli kararda, hükmün sanığın yüzüne karşı verildiği belirtilmiş ise de, hükmün verildiği 10/11/2010 tarihli son duruşmaya sanığın katılmamış olduğu ve kararın sanığın yokluğunda verilmiş olduğu, kısa kararda da hükmün sanığın yokluğunda verilmiş olduğunun belirtildiği anlaşıldığından, sanık temyizinin kararın kendisine tebliğ edildiği 10/12/2010 tarihinden itibaren yasal süre içerisinde yapılmış olduğu tespit olunarak yapılan temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; sanığın hükümlü olarak bulunduğu cezaevinin müşahade odasının camını kırması şeklinde gerçekleşen olayda kamu malına zarar verme suçunun oluştuğuna dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş,sanığın 5237 sayılı TCK’nun 152/1-a maddesine temas eden suçu oluşturduğu ve temel cezanın TCK’nun 152/1-a maddesi gereğince belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, temel cezanın aynı yasanın 151/1 maddesi uygulanmak suretiyle belirlenerek aynı yasanın 152/1-a maddesince verilecek cezanın 1 yıldan az olamayacağı gerekçesiyle temel cezanın 1 yıl olarak belirlenmesi sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;ancak,
TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün ise çıkartılıp yerine, “5237 sayılı yasanın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.