Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1758 E. 2013/21004 K. 25.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1758
KARAR NO : 2013/21004
KARAR TARİHİ : 25.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; … Malatya Pazarı isimli kuruyemiş dükkanını işleten sanığın, katılanın müdür yardımcılığını yaptığı Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nden almış olduğu kuruyemişlere karşılık suça konu 25.03.2007 keşide tarihli, 22.000 TL bedelli çeki ciro ederek kargo yoluyla gönderdiği, katılan şirket yetkilisi tarafından çekin bankaya ibraz edildiğinde sahte olduğunun anlaşıldığı, böylece sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği ve kabul olunan somut olayda;
1-Sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında kendisine ait çek hesabı bulunmadığını, suça konu çeki sattığı kuruyemişler karşılığında aldığını, çeki görmesi durumunda kimden aldığını söyleyebileceğini beyan etmesi ve ayrıca çekteki sahteciliğin ne şekilde gerçekleştirildiğinin banka yazısı, çek fotokopisi ve mahkeme gözleminden anlaşılamaması ve bu konuda ekspertiz raporu da bulunmaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, öncelikle suça konu çekteki sahteciliğin ne şekilde gerçekleştirildiğinin denetime imkan verecek şekilde tespit edilmesi, keşideci Yahya Karakaya ile 1. ve 2. cirantalar Murat Turan ile Ahmet Şahin’in tespitiyle ifadeleri alındıktan sonra suça konu çekin ne şekilde sanığın eline geçtiğinin belirlenmesi, yine suça konu çekin sanığa gösterilerek ne şekilde eline geçtiğinin açıklattırılması, sanığın söz konusu çeki ciro ederek katılan kooperatife verdiği sabit olmakla birlikte, çekin ön ve arka yüzündeki diğer yazı ve imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığının tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-Sanığın 2007 yılı ocak, şubat ve mart aylarında değişik tarihlerde toplamda 112.357,45 TL’lik kuruyemiş satın aldıktan sonra katılan kooperatif birliği tarafından faturalar kesildiği, son fatura tarihinin 05.03.2007 olduğu, sanığın bu tarihten sonra keşide edilen 25.03.2007 tarihli çeki kargo yoluyla gönderdiği, mal alım satımı esnasında ödemenin çekle yapılacağına dair bir anlaşmanın da bulunmadığı, bu itibarla sanığın önceden doğmuş borç nedeniyle suça konu sahte çeki verdiği anlaşıldığından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
3-TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemesi,
4-Nitelikli dolandırıcılık suçunda tayin olunan adli para cezasının, haksız menfaatin iki katından az olamayacağının gözetilmemesi,
5-Gün para cezasının, adli para cezasına çevrilmesi esnasında uygulama maddesinin gösterilmemesi,
Bozmayı gerekmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.