Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17703 E. 2014/11200 K. 04.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17703
KARAR NO : 2014/11200
KARAR TARİHİ : 04.06.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/138467
MAHKEMESİ : Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07/12/2009
NUMARASI : 2009/128 (E) ve 2009/304 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları yada almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Sanıklardan H.. S..’ın yetkilisi ve ortağı olduğu S..Kağıt Kırtasiye Nakliye Dayanıklı Tüketim Mal. Gıda İhr. İth. Şti’ye ait .. plakalı çekici ve .. plakalı dorse (tır)’nin katılan B..Groupama A.Ş. nezdinde 17.10.2007 tarihinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığı, sanık Arslan’ın da bu aracın şöförü ve ortağı olup 10.03.2008 tarihinde İçerenköy Polis Karakoluna müracaat ederek 03.03.2008 tarihinde bu araç ile Azerbeycan ‘a mal götürmek üzere İstanbul’a geldiğini, ancak Gürcistan’daki bir davası nedeniyle avukatı tarafından acele olarak ifade vermek üzere çağrılması üzerine söz konusu tırı Erenköy Gümrük Garajı’nın giriş kapısının yukarısına park ederek gittiğini, 10.03.2008 tarihinde İstanbul’a dönüp tırın yanına geldiğinde yerinde olmadığını gördüğünü, tırın çalınmış olduğunu beyan ederek ihbarda bulunduğu, katılan şirket tarafından hırsızlık olayının şüpheli bulunduğu gerekçesiyle aracın gizlenerek sigortadan para almaya çalışıldığından bahisle bedelin ödenmediği, sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin sigorta bedelini tahsil amacıyla dolandırıclığa teşebbüs suçunu oluşturduğunun iddia edildiği olayda, suça konu araca ilişkin hırsızlık ihbarı üzerine yürütülen soruşturmanın daimi arama kararı verilerek devam ettirildiği ile gizlendiği iddia edilen aracın soruşturma ve kovuşturma aşamasında bulunamadığının anlaşılması karşısında, hırsızlık suçu ihbarı ile Cumhuriyet Savcılığı’na yapılan müraacatın sonuçlanması beklenmeden, çalıntı iddiasında bulunup belli süre bekledikten sonra sigorta şirketine tazmin hususunda başvurup bedelin ödenmemesi üzerine Ticaret Mahkemesinde alacak davası açan sanıkların yasal haklarını kullanma şeklindeki davranışlarının aleyhe değerlendirilerek oluşa uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.