Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17708 E. 2013/17950 K. 20.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17708
KARAR NO : 2013/17950
KARAR TARİHİ : 20.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Katılan … Şubesinin ticari müşterisi olan sanık …’nin 2006 yılı Şubat ayında işletmesi adına kredi artırımı yapmak istediğinde kredi limiti dolduğundan limit artırımı yapamadığı, banka görevlisi olan …’ın başka bir şirket sahibine sanığın kefil olması halinde o kişi adına kredi kullanabileceğini ve sanığın bu krediden yararlanabileceğini söylemesi üzerine sanığın akrabası olan katılan …’e durumu anlattığı, katılanın sanık için kendi adına kredi çekmeye rıza göstermesi üzerine, banka görevlilerinin sanığa verdikleri kredi evrakını katılan …’nin Rize’de imzalayıp sanığa iade ettiği, sanığın da evrakı Trabzon’daki banka şubesine verdiği, katılanın imzaladığı evrak arasında sözleşme ve boş tediye fişlerinin bulunduğu, bu şekilde … adına düzenlenen kredi taahhütnamesi ile sanığın kredi kullanmaya devam ettiği, kredinin kullanımı esnasında teminat olarak sanıktan başka kişiler adına düzenlenen bonolar istendiği, sanığın da suça konu çok sayıda bonoyu tamamen hayali kişiler adına sahte olarak düzenleyerek banka görevlilerine verdiği, katılanın yalnızca ilk etapta kullanılan 25.000 TL bedelli krediden haberdar olup, limit artışı nedeniyle sonradan sanığın kullandığı kredilerden ve bu limit artışı kapsamında sanığın kendisi adına verdiği sahte bonolardan haberdar olmadığı, sanığın ödeme güçlüğü çekmesi nedeniyle katılan …’nin borçlu göründüğü kredilerle ilgili bankanın takibe geçmesi üzerine katılanın durumdan haberdar olarak şikayetçi olduğu olayda, sanığın bu şekilde kredi çekip kullanması hususunda banka çalışanı olan … ve …’in kendisine yol gösterip yardımcı olduklarını, bahsi geçen şahısların limit artırımı için kendisinin bankaya verdiği sahte bonoların durumundan haberdar olduklarını beyan ettiği, banka görevlisi şahıslar … ve … ile birlikte başkaca banka görevlileri hakkında Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/1238 sayılı dosyası üzerinden bankacılık zimmeti ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı, bahsi geçen dosya içerisinde bulunan bankacı-müfettiş heyetinden alınan bilirkişi raporunda sanığın eylemi ile ilgili olarak bonoların sahteciliği ve banka çalışanı şahısların durumu bilmeleri nedeniyle sanığın banka çalışanı şahısların eylemlerine iştirak etmesinin söz konusu olduğunun değerlendirildiği, bahse geçen dosya arasında sanık …’ye atılı suçlamayla ilgili bilgi ve belge bulunmasının mümkün olduğu gözetilerek, anılan dosyanın celp edilip incelenerek ilgili evrakın dosya arasına alınması ve sanığa atılı suçun vasfının da değişmesi ihtimali bulunduğundan birleştirme hususu da değerlendirildikten sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.