Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17810 E. 2013/17999 K. 20.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17810
KARAR NO : 2013/17999
KARAR TARİHİ : 20.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.
Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
… Eczanesi’ni işleten sanığın, 20 adet reçetenin ekinde bulunan 27 adet sahte ilaç küpürünü katılan …’na fatura ederek haksız kazanç elde etmek suretiyle kamu kurum ve kuruluşları aleyhine dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia olunan somut olayda; sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasında atılı suçu işlemediğini beyan etmesi, suça konu ilaç küpürlerinin sahte olup olmadığının tespiti bakımından ilaç firmasına sorulması ve sadece reçeteler üzerinde inceleme yapılmasıyla yetinilmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; öncelikle suça konu ilaç küpürlerinin sahte olup olmadığı konusunda uzman bir bilirkişiden rapor aldırılması, suç tarihleri arasında ilaç firmasına ait faturalar ile sanığın işlettiği eczanenin defter kayıt ve belgelerinde geriye dönük inceleme yapılarak, suça konu ilaçlardan kaç adet alım olduğu ve ne kadarının satıldığı, kayıt dışı ilaç bulunup bulunmadığı, küpürleri sahte olan ilaçlara ait faturaların ilaç firmasına ait olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu aldırılması, aynı ilaç veya ilaç firmasıyla ilgili başka eczanelerce benzer şekilde fatura edilmiş sahte ilaç küpürüne rastlanıp rastlanmadığının katılan kurumdan sorulması, ayrıca sahte olduğu iddia edilen 6 adet ilaç küpürüne ilişkin dosya arasında bulunan 08.05.2006 tarihli bilirkişi raporunun düzenlendiği … Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/16772 sayılı soruşturma evrakının akıbeti araştırılarak incelendikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.