Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17817 E. 2013/17963 K. 20.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17817
KARAR NO : 2013/17963
KARAR TARİHİ : 20.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından, sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
Sanığın çalıştığı şirketten ilgili banka şubesine hitaben yazılmış gibi fotokopi olarak tanzim ettiği para ödeme talimat belgesini banka çalışanı sanık …’a ibraz ederek usulsüz olarak para çekip mal edindiği iddia olunan olayda, bankanın fotokopi belgeye müsteniden ödeme yapmasının fotokopi belgeye aldatma yeteneği kazandırmayacağı cihetle, sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan beraat kararı verilmesinde; firmanın hesabının bulunduğu … Şubesinin cevabi yazısında, … Organize Sanayi Şubesi nezdindeki hesaplarından yoğun ve sürekli tarzda yargılama aşamasına kadar herhangi bir itiraza konu olmaksızın fotokopi talimatlarla işlem yapıldığının tespit edildiğinin belirtilmesi karşısında, banka çalışanı sanık …’nın diğer sanık … ile işbirliği içerisinde hareket ettiğine dair delil bulunmaması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan beraatına karar verilmesinde, isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer C.Savcısı ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,
sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanık …’in 2000 yılından 2007 yılına kadar katılan şirkette görev yaptığı, iş bölümüne göre, şantiyede taşeronlardan yaptıkları işlerin karşılığı olan faturaları topladığı, bu faturalara istinaden para ihtiyaç listeleri hazırlayarak şirket yetkililerinin onayına sunduğu, onaylanan ihtiyaç listelerini …’ya şirket merkezine göndererek paranın ödeme tarihlerinde şirket şantiyesine ait … bankası … Organize Sanayi Şubesi nezdindeki hesabına havale edilmesini sağladığı, ayrıca şirketin … şantiyesine ait cari hesapların tutulması, bankacılıkla ilgili işlemlerin takibi, aylık finansman ihtiyacının belirlenmesi işlerinde görevlendirildiği ancak şirketi temsil ve imza yetkisinin bulunmadığı, aylık şantiye ödeme planına göre şirket merkezinden şantiye hesabının bulunduğu banka hesabına gelen paraları çekle ve yazılı talimatla tahsil etme işi ile o tarihlerde şantiye muhasebe müdürü olan …’in görevlendirildiği, şantiyede parayı saklama ve hak sahiplerine ödeme işini …’in yaptığı, sanık …’in de buna yardım ettiği; şirketin … şantiyesinin yetkilileri olan … ve …’nun bilgisi dışında hareket eden sanığın, banka şubesine hitaben hazırladığı ödeme
talimatı belgelerinin altına firma yetkililerinin imzalarını ıslak imzalı başkaca belgelerden alıp kopyalayarak sahte olarak oluşturduğu belgelerin fotokopilerini ilgili banka şubesine ibraz edip, anılan banka şubesinde çalışan ve kendisi ile işbirliği yapan sanık …’ın da bilgisi ve suça katılımı ile çektiği 870.000 TL parayı şirket muhasebesine intikal ettirmeyip haksız olarak kendisine mal edindiği iddia olunan olayda; şirket kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, şantiyede tutulan yardımcı kasa hesabı ile şirket merkezi kasası hesap bakiyelerinin birbirini tutmadığı, suça konu paranın usulsüz olarak sanık … tarafından çekildiği, bu parayı şantiye muhasebe müdürüne teslim ettiğine dair dosyada herhangi bir belgeye rastlanmadığının belirtilmesi karşısında, sanığın hazırladığı usulsüz belgelerle yetkisi olmadığı halde çektiği şirkete ait paraları uhdesine geçirmesi şeklinde geliştiği anlaşılan olayda sanığın unsurları itibarı ile oluşan suçtan mahkumiyeti yerine oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.