YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1790
KARAR NO : 2013/18195
KARAR TARİHİ : 21.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’ nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’ nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi
gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanıklar …, …, Kin suç tarihlerinde, katılan…A.Ş.’den kredi alabilmek için sahte tapu kayıt listesi, çiftçi kayıt sistemi belgesi temin ettikleri ve sanık …’nın başkanlığını yaptığı … Ziraat Odası Başkanlığı’ndan sahte çiftçi belgesi aldıkları, sanık …’ın eşi sanık … için da bahse konu sahte belgeleri hazırladığı ve sanıklar …, ….’in katılan bankadan tahsis edilmemesi gereken krediyi almak suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri, sanık …’ nın da diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğinin iddia edildiği somut olayda;
Suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması nedeniyle adli para cezasının tayininde, tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından ve sonuca etkili olmadığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek bozma nedeni yapılmamıştır.
A-Sanıklar, …, …, … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararlarına dair sanık … müdafii ve sanıkların temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ve sanıklar …, … ve …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B-Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararlarına dair sanık … … müdafii ve sanık …’ın temyiz istemlerinin incelenmesinde;
1-Sanık …’nın savunmasında suça konu çiftçi belgesini … Ziraat Odası’na üye olan sanıkların dosyalarındaki bilgilere göre verdiklerini, üyelerin kayıt olurken köy muhtarlığı ve belediyeden aldıkları belgelerle beyanları doğrultusunda işlem yapıldığını, sonradan meydana gelen değişikliklerin üyeler tarafından bildirilmesi halinde kayıtlara işlediklerini ve beyanların gerçek durum ile uyuşup uyuşmadığını kontrol yetkileri olmadığını bildirmesi, diğer sanıkların da savunmalarında sanık …’ nın kendi eylemlerine iştirak ettiğine dair ifadeleri olmadığı gibi, dosyada sanık savunmasının aksini ispat eder, mahkumiyetini gerektirir kesin deliller de bulunmaması karşısında atılı suçtan beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre,
İddianame ile talep edilmediği halde, ek savunma hakkı tanınmadan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine muhalefet edilmesi,
2-Sanık … hakkında yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
İddianame ile talep edilmediği halde, ek savunma hakkı tanınmadan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, … … müdafii ve sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.