Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1795 E. 2013/20853 K. 24.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1795
KARAR NO : 2013/20853
KARAR TARİHİ : 24.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır.Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; sanığın “Family Finans Kurumu” Tarsus Şubesine ait üç ayrı çek yaprağını gerçeğe aykırı olarak düzenleyip kredi kullanmak üzere Akbank Gölbaşı Şube Müdürlüğüne verdiği, şikayetçi …’nın yetkilisi olduğu Çakıcılar Nakliyat Şirketine ait 3 adet çekin sahte olarak düzenlenerek sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği, suça konu iğfal kabiliyetine haiz sahte çekleri katılan … Gölbaşı şubesine kredi teminatı olarak vermek suretiyle de açılmaması gereken kredinin açılmasını sağlamakla da 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j-son maddesinde tanımlanan dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda, Akbank’ın yazısında sanığın aldığı krediye karşılık suça konu çekleri verdiğinin belirtilmesi karşısında, sanığın, önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı dikkate alınarak, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması bakımından; suça konu çeklerin kredi alımı sırasında mı yoksa borç doğduktan sonra yani kredi kullanımından sonra mı verildiği konusunda sanık ve Akbank’tan ayrıntılı bir şekilde sorularak olayı açıklığa kavuşturacak şekilde beyanlarının alınması, kredi sözleşmesinin getirtilerek incelenmesi ile çeklerin önceden … borca karşılık verilmesi halinde suçun kast unsurunun oluşmayacağı buna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekeceği ve çeklerin aynı anda hazırlanarak verilip verilmediği araştırılarak aynı anda verilmiş ise tek suç ayrı tarihlerde verilmişse teselsül eden tek suç oluşacağı gözetilmeden eksik inceleme ile ve oluşa uygun olmayan değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre,
Tayin olunan gün para cezasının, adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.