YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1805
KARAR NO : 2013/20768
KARAR TARİHİ : 24.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; şikayetçinin gazetede gördüğü ilan üzerine …’da … adı altında faaliyette bulunan bir finans şirketine 10/08/2007 tarihli Halkbank’a ait 25000 TL tutarındaki çekini nakite çevirebilecekleri konusunda anlaşma sağlayıp … firması yetkilisi olduğunu söyleyen … isimli şahsın bu işlemi gerçekleştirmek için önce 1635 TL, daha sonra 1830 TL tutarında komisyon ödemesini istemesi üzerine 07/06/2007 günü havale yaptığı, …’nın şikayetçiye bu parayı … … şubesinde bulunan … isimli operasyon müdürüne havale yapacağını söylemesi nedeniyle bankaya gittiğinde adına herhangi bir havalenin olmadığını, şubede … isimli personelin bulunmadığı öğrenmesi üzerine …’dan …’a gelip şirkete ait olarak verilen 0216 496 01 29 nolu telefonun ankesörlü telefona ait olduğunun anlaşıldığı,böylece sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının, paraya çevrilmesi sırasında uygulanan TCK 52/2 maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
2)Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün” ve “600 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, hükmün ilgili bölümüne, “bir günü” ibaresinden önce gelmek üzere “bu cezanın 5237 sayılı TCK’nın 52/2 maddesi gereğince” ibaresinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.