YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18050
KARAR NO : 2012/45307
KARAR TARİHİ : 11.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenmiş olup; sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1)Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, seyyar satıcılık yapan mağdurdan 76,00 TL tutarında alışveriş yapıp üzerinde Türk Lirası bulunmadığını Avustralya Doları olduğunu söyleyip bir adet üzerinde “200” ibaresi bulunan banknotu mağdura vererek, banknotun Türk Lirası karşılığının 198,00 TL olduğunu söyleyip mağdurdan 122,00 TL para üzeri alması, parayı döviz bürosunda bozdurmak isteyen mağdurun elindeki banknotun… Cruzeiros’u olduğunu öğrenerek suç ihbarında bulunması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan
kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Yasa’nın 53.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı Kanunun 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “53.maddenin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2) Sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın işlediği suç nedeniyle yakalandığında kendisi hakkında soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla kimliğini … Kocaman olarak bildirerek, bu kimlik bilgileriyle nezarethane kayıt belgesi, sanık hakları formu, gözaltı takip formu, üst arama tutanağı, kimlik tespit tutanağı, yakalama tutanağı, C.Savcılığınca düzenlenen 07/01/2006 tarihli gözaltı talimatı, doktor raporu düzenlendiği anlaşılmakla; eylemin, bildirdiği kimlik bilgisinin gerçekte var olan bir kişiye ait olduğunun belirlenmesi durumunda 5237 sayılı TCK.nun 268/1.maddesi yollamasıyla, 267/1.maddesindeki “iftira” suçunu, gerçekte var olmayan bir kişiye ait olduğunun saptanması halinde ise, aynı Yasanın 206.maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturacağı gözetilerek, … Kocaman’ın gerçek bir kişi olup olmadığının ibraz edilen ehliyete göre nüfus idaresinden kayıtları getirtilip tespiti ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 11.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.