YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18176
KARAR NO : 2013/19034
KARAR TARİHİ : 03.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanığın serbest avukatlık yaptığı, 18/05/2005 tarihinde …’ın vekilliğini üstlendiği, …’ın 07/01/2007 tarihinde öldüğü ve mirasçıları olarak eşi ve çocuklarının bulunduğu, sanığın müvekkili …’ın öldüğünü bilmesine rağmen 02/07/2007 tarihinde Sincan 4. İcra Müdürlüğü’nde alacaklı … vekili olarak, borçlular … ve … adına toplam 16.853.95 TL’lik takip başlattığı, bu takipte gerek müvekkili …’ın gerekse borçluların adreslerini bu şahıslarla alakalı olmayan adresler olarak bildirip, borçlu … adına tebligat yapılamadığı, borçlu … için bildirdiği adreste tebligatların daimi sekreter … (…) ve daimi işçisi sıfatlarıyla … tarafından usulüne uygun şekilde alınmasını sağlayarak takibi kesinleştirdiği, kesinleşme üzerine İİK’nın 89/1 maddesi gereğince … Akbank şubesine … adına bulunan 14830 nolu ve diğer hesaplara haciz konulmasını talep ettiği, gelen olumsuz cevaba ve birden fazla … olduğu bildirilerek hesap numaralarının bildirilmesine rağmen alacaklıyı hiç tanımayan, borçla ve bildirilen adresle alakası olmayan katılan …’a ait banka hesabına haciz koyulmasını talep ederek İİK’nın 103. maddesi gereğince önceki adrese 2. ihbarnamenin gönderilmesi ve … tarafından alınmasını sağlayarak katılanın hesabındaki 16.853 TL’lik kısma haciz konulmasını sağladığı ve bu paranın dosyaya gönderilmesi üzerine 07/08/2007 tarihinde sanık avukat tarafından reddiyat makbuzu ile 15.386,80 TL olarak alındığı, katılanın yurtdışından izne geldiğinde banka hesabında parasının olmadığını görmesi üzerine sanığa ulaştığı, sanığın tahsil etmiş olduğu parayı katılana iade etmediği gibi katılanı ölü olan …’ın Belçika’da olduğunu, parayı ona verdiğini, ondan alıp vereceğini söyleyerek oyaladığı ve bakiye alacak için de ek haciz talebinde bulunduğu ancak katılanın itirazı üzerine bu ödemenin yapılmadığı olayda nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.