Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1852 E. 2013/20683 K. 23.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1852
KARAR NO : 2013/20683
KARAR TARİHİ : 23.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma,tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Tehdit, bir kimsenin, başkasını kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Bilgisayar tamir işleri ile uğraşan sanığın, daha önce birkaç kez mağdurun ev ve işyerindeki bilgisayarların bakımını yaptığı, mağdurun, işyerinde kullanmış olduğu Toshiba marka bilgisayarının arızalanması üzerine, cihazı 2006 yılının Aralık ayında tamir amacıyla sanığa teslim ettiği, sanığın, bilgisayarı garanti kapsamına aldırabilmek amacıyla İstanbul’a göndereceğini söylediği, bir ay geçtikten sonra sanığın, bilgisayarını isteyen mağdura geçici olarak kullanmak üzere Sony marka bilgisayarı teslim ettiği, ancak bu bilgisayarın yetersiz kalması üzerine mağdurun Sony marka bilgisayarı iade ederek eski bilgisayarını geri istediği, sanığın#

eski bilgisayarı mağdura iade etmediği gibi parasını da mağdura vermediği, ayrıca sanığın, telefonla bilgisayarını ya da parasını isteyen mağdura hitaben bu parayı ödemeyeceğim, ben seni dolandırdım, istersen mahkemeye ver, nasıl alacaksan al, sen bu parayı benden alamayacaksın, üstüne para vermek için yalvaracaksın, seni başkalarına öldürtürüm, bu parayı benden alamazsın” diyerek tehdit ettiğinin iddia edildiği olayda;
1-Güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın eyleminin TCK’nın 155. maddesinin 2. bendinde yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu halde, yanılgı sonucunda aynı kanun maddesinin 1. bendinin uygulanması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayin edilmesi; kabule göre de TCK’nın 155/1. maddesinden kurulan hükümde, seçenek yaptırımlardan hapis cezasının tercih edilmesi halinde, aynı kanunun 50/2. maddesi uyarınca bu cezanın adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250-2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiğinden tehdit suçuna ilişkin zarar unsurunun somut olayda gerçekleşmediği, ayrıca adli sicil kaydı bulunmayan sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması için gerekli olan diğer objektif koşulun da bulunmadığı; 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendi hükmünde yer alan subjektif ölçütün ise “Sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” olduğu gözetilmeden, mahkemece “sanığın pişmanlık duymaması…” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.