Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1855 E. 2013/20699 K. 23.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1855
KARAR NO : 2013/20699
KARAR TARİHİ : 23.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.

Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanığın, 23.06.2006 tarihinde vefat eden Mehmet … Dalaman’ın hayattayken yanında yardımcısı olarak çalıştığı, bu nedenle ev dışındaki işlerinde de kendisine yardımcı olduğu, ancak … Dalaman’ın bilgisi ve rızası olmaksızın Kuşadası Akbank şubesine giderek …’ye ait hesaptan 2006 yılı Ocak ayında 6000,00 TL, Şubat ayında 15.000,00 TL, Mart ayında ise 15.000,00 TL olmak üzere toplam 31.000,00 TL parayı … Dalaman tarafından yazılmış gibi düzenlediği sahte talimat yazılarına istinaden çektiği, … Dalaman’ın vefatı üzerine durumu anlayan oğlu Hasan … Dalaman’ın ihbarı sonucunda yapılan incelemede, talimatlardaki imzaların sanığa ait olduğunun kesin ve net olarak belirlendiği, ayrıca sanığın kendi hesabına 30.03.2006 tarihinde 23.616,00 TL yatırdığının tespit edildiği anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümlerde takdiri indirim nedenlerinin tartışılmış olması nedeniyle sanık müdafiinin lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkin taleplerinin karşılandığı, ayrıca 04.06.2009 tarihli son oturumda hazır bulunan sanık müdafiinin son sözlerinin sorulduğuna ilişkin bir ibarenin bulunmadığı anlaşılmış ise de, müdafiinin yapmış olduğu esas hakkındaki savunmadan sonra mahkemece usule ilişkin herhangi bir işlemin yapılmadan duruşmanın bitirildiği, yine TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasında herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşılmakla, bu yönlerden bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı Kanun’da, nispi para cezasına yer verilmediğinden, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, TCK’nın 158/1-f-son maddesine göre adli para cezasının, TCK’nın 52.

maddesi uyarınca, elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel gün birim sayısı üzerinden belirlenmesi gerekirken, elde edilen haksız menfaatin 31.000,00 TL olduğu gözetilmeden, 1700 gün üzerinden belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.