YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18608
KARAR NO : 2014/12728
KARAR TARİHİ : 24.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve
bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklardan …’ın, emlakçılık yapan mağdur …’den satın alacağı daire karşılığında, katılan … Savunma Sanayi Makine İmalat Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti hesabından keşide edilmiş gibi görünen, ancak tamamen sahte olarak oluşturulmuş 21/10/2008 keşide tarihli, 72.400 TL bedelli çeki ciro ederek verdiğini, mağdur …’in çeki bankaya ibrazında sahteliğini öğrendiği, sanık …’nın ise, yine katılan … Savunma Sanayi Makine İmalat Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti hesabından keşide edilmiş gibi görünen, ancak tamamen sahte olarak oluşturulmuş 25/01/2009 keşide tarihli, 5.000 TL bedelli çeki tahsil etmek üzere Garanti Bankası İvedik Organize şubesine ibraz ettiği, sahte olması nedeniyle çeke banka tarafından el konduğu iddiasıyla, sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından yapılan yargılama sonucunda;
1- Sanık … hakkında verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde;
Sanık …’nın savunmalarında, suça konu çeki sattığı hayvan karşılığında …’dan aldığını ve çekin sahte olduğunu bilmediğini beyan etmesi, tanık olarak ifadesine başvurulan …’ın da sanık savunmalarını doğrulayarak, suça konu çeki sahte olduğunu bilmeden sanık …’a verdiğini ifade etmesi karşısında, sanık …’ın üzerine atılı suçları işlemediğinin sabit olduğu anlaşılmakla; sanık hakkında atılı suçlardan verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “Beypazarı Sulh Ceza Mahkemesi’nin 12/10/2005 tarih ve 2005/98 E, 2005/262 K sayılı ilamına istinaden tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında hükmolunan cezanın, 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmünün incelenmesinde;
Sanık …’ın, emlakçılık yapan mağdur …’den satın alacağı daire karşılığında, katılan … Savunma Sanayi Makine İmalat Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti hesabından keşide edilmiş gibi görünen, ancak tamamen sahte olarak oluşturulmuş 21/10/2008 keşide tarihli, 72.400 TL bedelli çeki ciro ederek vermesi, mağdur …’in çeki bankaya ibrazında sahteliğini öğrenmesi üzerine, sanık ile mağdur arasında düzenlenen 14/10/2008 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesine göre, satışın iptal edilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın, hileli hareketlerini tamamladığı halde, haksız menfaati elde edemediği anlaşılmakla, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesindeki nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yüklenen suçtan yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 24/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.