Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18811 E. 2012/45774 K. 18.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18811
KARAR NO : 2012/45774
KARAR TARİHİ : 18.12.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Hükümlü …’un, bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükmün son kısmında, son celsede hazır bulunan sanık … açısından, temyiz süresinin tefhimden veya tebliğden itibaren başlayacağı şeklinde yanlış anlamaya neden olacak ifadelere yer verilerek temyiz süresinin ne zaman başlayacağı konusunda yanıltma yapılmış olması karşısında, sürenin sanığa kararın tebliğinden itibaren başlayacağı kabul edilse de, sanığa yapılmış bir tebligata dosya içerisinde rastlanılmadığı, cezanın kesinleştirilerek infaza 26/12/2011 tarihinde başlandığı, sanığın bu tarihte hakkında tanzim edilen müddetname ile kararı öğrendiği, bu nedenle 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesine göre sanığa usulüne uygun olarak yapılan bir tebligat bulunmasa bile, muhatabı tebliği öğrenmiş ise tebligatın geçerli sayılacağı hükmü de gözetilerek, temyiz süresinin sanık açısından 26/12/2011 tarihinden itibaren başlayacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 15/03/2012 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-O yer Cumhuriyet Savcısının, sanık … hakkında bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın 17/02/2006 tarihine kadar, bu tarihten sonra da sanık …’un, … İnşaat Sanayii Ticaret ve Limited şirketinin sahibi ve yetkilisi oldukları, sanık …’nin şirketi devrettikten sonra diğer sanığın yanında çalışmaya devam ettiği, sanıkların, katılanlara ait olan … Sanayii Limited Şirketinden malzeme siparişi verdikleri ve taraflar arasında, alınan tekliflerle faks yoluyla sözleşmelerin imzalandığı, şirket yöneticisi … tarafından katılanlara 06/06/2006 tarihli ve 15/06/2006 tarihli 35.000′ er TL bedelli iki adet çek gönderdiği, çeklerden birinin kargoyla, diğerinin de elden teslim edildiğinin iddia edildiği, suça konu 060/06/2006 tarihli çekin bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığı, çek için açılan hesabın sahte olduğu ve ilgili şirketin daha önce başkalarını da aynı yöntemle dolandırıldığının öğrenildiği, yapılan incelemede çekte keşideci olarak görünen müşteki …’ın, 2004 yılında nüfus cüzdanının kaybolduğu, onun adına şirket kurulup çek hesabı açtırıldığı ve suça konu çekteki imzanın da müştekiye ait olmadığının belirlendiği, sanık … ‘ın çeki kimden aldığını bilmediğini belirttiği, sanık …’nin de, kendisinin suça konu çekle ilgisi bulunmadığını, şirketi devrettiğini, kimseye elden çek vermediğini ifade ettiği, buna göre, sanık …’nin, şirketi 17/02/2006 tarihinde devretmiş oması, çekin sonradan düzenlenmiş olması, bu sanığın çekte cirosunun bulunmaması, keşideci imzasının sanığa ait olmaması, sanığın imza yetkisinin bulunmaması ve suça iştirak etiğine dair delil bulunmaması karşısında mahkemenin bu gerekçelerle verdiği beraat kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 18/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.