Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18886 E. 2013/16502 K. 01.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18886
KARAR NO : 2013/16502
KARAR TARİHİ : 01.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık … tarafından sanık … ve aile bireylerine ait yeşilkart vize sürelerinin uzatılması için, İl Sağlık Müdürlüğü Yeşil Kart Bürosu’na yapmış olduğu müracaatı sırasında sağlık karnelerinin 2008 yılı vize işlemlerininsahte olarak düzenlendiğinin büro görevlileri tarafından fark edildiği, Diyarbakır Kriminal Polis Labaratuarının ekspertiz raporuna göre, 5 adet sağlık karnesinin de 23.06.2008 tarihli vize bölümlerinde basılı mühür ve kaşe izlerinin sahte olduğunun ve …, … isimli görevliler adına atfen atılmış imzaların ve yazıların ilgililere ait olmadığının saptandığı, bu sahte vize işlemlerine istinaden sanığın devleti zarara uğrattığının iddia edildiği olayda; Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü’nün 12.10.2009 günlü yazılarında suça konu yeşil kartlara ilişkin vize işlemlerinin yapıldığı tarihte sanık ile aile bireylerinin yeşilkart alma ve devam ettirme koşullarını yitirmemiş oldukları ve kanuni yollardan başvuru yapılması halinde dahi vize işlemlerinin yapılacağı ve yapılacak olan bu işlemlerinin herhangi bir ücrete tabi olmadığının belirtildiği anlaşıldığından, sanıkların sahte vize işlemlerini yaptırmak için herhangi bir menfaati bulunduğundan söz edilemeyeceği gözetilerek, imza ve mühürlerin sahte olduğunu bilmediklerine dair savunmalarının aksine mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği gerekçesiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 01.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.