YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19142
KARAR NO : 2013/4648
KARAR TARİHİ : 13.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlisine hakaret , mala zarar verme , kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A-Katılan sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’un 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından katılan sanık müdafiinin temyiz istemlerinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
B-Katılan sanık … hakkında kamu görevlisine hakaret, sanık … hakkında kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda; komşu olan katılan sanık … ile sanık …’ın araç parkı meselesi nedeniyle tartıştıkları, sanığın katılan sanığa vurduğu ve hakaret ettiği, olay yerine gelen katılan polis memurlarına hitaben katılan sanığın da “siz buraya bana yardıma mı geldiniz, yoksa rüşvet almaya mı geldiniz, siz göreceksiniz, sizin içki içtiğinizi telefon kamerasına çektim” diyerek hakaret ettiği iddia edilen olayda; katılan sanığın kamu görevlisine hakaret suçunu işlediği sabit olduğundan mahkumiyetine, sanığın da kasten yaralama ve hakaret suçlarından mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliler elde edilemediğinden beraatine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Katılan sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hükümde TCK’nın 61.maddesine aykırı olarak aynı yasanın 125/3-a, 4 maddelerinin 43/1.maddesinden sonra uygulanması suretiyle eksik ceza tayini ve adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK.nun 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 13.03.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.