YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19147
KARAR NO : 2014/12239
KARAR TARİHİ : 18.06.2014
Tebliğname No : 6 – 2010/313344
MAHKEMESİ : İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 06/05/2010
NUMARASI : 2008/271 (E) ve 2010/453 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık (Değişen suç vasfına göre hırsızlık)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında şikayetçi A.. K..’ya yönelik dolandırıcılığa teşebbüs suçundan açılan kamu davasıyla ilgili bir karar verilmemiş ise de, zamanaşımı süresi içerisinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Sokakta top oynayan 13 ve 14 yaşındaki mağdurlar Z.., S.. ve M.. E..’in yanına gelen sanığın, Fenerbahçe Kulübü’nün alt yapısında oynadığını, Karagümrük stadında jübile maçı oynanacağını ve turnuva olduğunu, kendilerini Fenerbahçe alt yapısına aldırabileceğini söylediği,mağdur çocukları alarak Karagümrük stadına götürdüğü, kondisyonlarını göreceği bahanesiyle koşmalarını istediği, koşarken ağırlık yapmasın diye üstlerinde bulunan eşyaları kendisine verebileceklerini söylediği, bunun üzerinde mağdur çocukların cep telefonlarını sanığa verip koşmaya başladıkları, uzaklaştıklarını gören sanığın üç adet cep telefonuyla birlikte ortadan kaybolduğu ve bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan somut olayda;
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine karar verilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
O yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
Sanığın hileli hareketlerde bulunarak cep telefonlarının teslimini sağlaması karşısında zincirleme şekilde dolandırıcılık suçunun oluştuğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hırsızlık suçundan karar verilmesi
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.