Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19582 E. 2014/12809 K. 25.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19582
KARAR NO : 2014/12809
KARAR TARİHİ : 25.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
O yer Cumhuriyet savcısının 17.12.2009 tarihli derkenar yazısıyla temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşıldığından sanıklar müdafiileri ve katılan vekilinin temyiz istemlerine hasren yapılan incelemede:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu,TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir.Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir.Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür.Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir.Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’in Şekerbank … Şubesindeki hesabından, 4 adet çek düzenleyerek imzalayıp miktar hanesini boş bırakarak diğer sanık …’ya verdiği, sanık …’nun da bu çeklerin boş olan miktar hanesini doldurmak suretiyle 12/11/2005 keşide tarihli 19.750 TL bedelli 25/01/2006 keşide tarihli 27.000 TL bedelli, 03/01/2005 keşide tarihli 19.740 TL bedelli, 06/12/2005 keşide tarihli 24.840 TL bedelli çekleri, zincirleme biçimde kullanarak … Finans Faktoring Hizmetleri A.Ş.’ye verdiği, vade tarihinde çeklerin karşılıklarının bankada bulunmadığı, keşide yeri kısmında Antalya yerine Ant kısaltması bulunduğu, sanık …’in de bu çeklerin sanık … tarafından kullanmasından sonra bankaya ödemeden men talimatı verdiği, ayrıca sanık …’ün de Şekerbank … şubesindeki hesabından ödenmek üzere sanık …’nun temsilcisi olduğu, Mis Gıda San. Tur. Tic. Ltd. Şti. emrine 22/10/2005 tarih ve 19.850 TL meblağlı, keşide yeri ANT olan çek keşide ettiği, bu belgenin de çek niteliği taşımamasına rağmen, sanık … tarafından katılan … şirketine verilerek o şirket aleyhine ve kendi lehine çıkar sağladığı, sanıklar … ve …’ün de dolandırıcılık suçuna iştirak ettikleri iddia edilen olayda;
1-Sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik incelemede;
Sanık … tarafından verilen çeklerden 06/12/2005 keşide tarihli 24.840 TL bedelli olan çekte keşide yeri Antalya olarak yazılmış olup, diğer unsurları da tamam olduğunun anlaşılması karşısında, sanıkların yüklenen dolandırıcılık suçundan beraatlarına ilişkin kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar müdafiileri ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar … ve … hakkında zincirleme biçimde dolandırıcılık suçlarından, sanık … hakkında dolandıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik incelemede;
Sanık …’in, sanık …’ya verdiği çeklerde keşide yeri olarak yazmış olduğu Ant biçimindeki kısaltmayı bilerek yapmadığını, çok sayıda çek düzenlemesi nedeniyle, kısaltma ihtiyacı nedeniyle yapmış olabileceğini belirtmiş olup, verdiği çeklerden beraat kararına konu olan çekte keşide yerinin Antalya olarak yazılmış olması ve ödenmiş olması da göz önüne alındığında sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine ilişkin delil bulunmadığının yanında, çekte keşide yerinin kısaltma şeklinde yazılmasının hile niteliğinde olmadığı ve söz konusu çeklerin verildiği katılanın Finans kurumu olduğu da gözetildiğinde aldatıcılık yeteneğinin bulunmadığı anlaşıldığından sanıkların yüklenen suçlardan beraatları yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Unsurları eksik olsa dahi çeklerin bankanın maddi varlığı olduğu halde 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f, son maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiileri ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.