Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/196 E. 2013/13546 K. 18.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/196
KARAR NO : 2013/13546
KARAR TARİHİ : 18.09.2013

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hizmet nedeniyle emniyeti suistimal

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Somut olayda; katılan …’in, kendisine ait … plaka sayılı aracını noterde düzenlenen taşıt kira sözleşmesiyle galericilik işiyle uğraşan sanığa altı ay süreyle kiraladığı, kira süresinin bitiminden sonra katılanın, sanıktan aracını iade etmesini veya satabiliyorsa satmasını istediği, sanığın da araç kiralamanın daha kazançlı olduğunu söyleyerek tekrar kiralamak istediği ve 12 aylığına yeniden kiraladığı, ancak sanığın aracı yetkisi ve katılanın rızası olmamasına rağmen adi sözleşmeyle 8.750 TL’ye haricen …’e sattığı, …’ün de aracı katılan …’e takas yoluyla haricen sattığı, katılan …’in aracın devrini almak için katılan …’le irtibata geçtiğinde katılan …’in aracının satılmış olduğunu öğrendiği, galericilik yapan sanığın bu şekilde mesleği dolayısıyla kendisine tevdii edilmiş aracı katılanın rızası olmaksızın sattığı sabit olmakla, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak ;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 (E), 2007/152 (K) sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 30 gün olarak tayin edilmesi,
b) 5237 sayılı TCK’nın 53/3. madde ve fıkrası uyarınca sanığın yalnızca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar kısıtlanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kendi alt soyu dışındaki kişiler üzerindeki yetkilerini de kapsayacak şekilde hüküm kurulması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün”, “25 gün”, ve “500 YTL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” ibarelerinin eklenmesi ; ayrıca hükümden 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılarak yerine “Sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53/3 fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından, koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.