YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19632
KARAR NO : 2014/12808
KARAR TARİHİ : 25.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu,TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir.Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir.Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için,ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür.Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa
Bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir.Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıklardan açık kimliği tespit edilemeyen sanık … ‘in müşteki …’nun işyerine gelerek parke sparişi verdiği çek gönderip malları aldıracağını söylediği, bir süre sonra sanık … gelerek diğer müşteki …’a ait eczane den çalınan 14 adet çekten bir tanesi olan yargılamaya konu 3.750 TL’lik çeki düzenlenmiş şekilde getirip ciro etmek suretiyle müşteki …’na vererek parkeleri alıp götürdüğü, çekin bankaya ibaz edildiğinde çalıntı olduğunun tespit edildiği, malları götüren şoför müşteki tarafından bulunup, malların boşaltıldığı işyerine gidildiğinde de burada sanık …’nun ele geçirildiği, olayda sanığın eyleminin iştirak halinde resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Çekte yapılan sahteciliğin iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı açısından inceleme yapılmamış isede, çekin çalıntı olduğu banka tarafından bildirilmiş olduğu ve çek üzerinde polis kriminal laboratuvarları başkanlığı tarafından yapılan yazı ve imza incelemesi sırasında çekin İST şehremini şubesine ait, İst.-27.11.2005 keşide yer ve tarihli, keşidecisi … olan, hamiline yazılı, 3750/üçbinyediyüzelli TL meblağlı, … numuralı çek olarak tanımlanıp incelenmiş olması karşısında, çekin yasal
bütün unsurlarının tamam olduğu ve iğfal kabiliyeti bulunduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesi gereğince ceza tayini sırasında, aynı maddenin son fıkrası uyarınca adli para cezasının elde edilen menfaatın iki katından az olamayacağının gözetilmeyerek sanık hakkında az adli para cezası tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.