YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19695
KARAR NO : 2014/12400
KARAR TARİHİ : 19.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın Avanos İlçesi’ndeki tuğla fabrikasında çalışacak işçi temin ettiği, sanık ile fabrikada çalışması hususunda anlaştıkları, sanığın eşyalarını almak için katılanın kullandığı minibüs ile sanığın evinin önüne geldiklerinde, katılandan eşine bırakmak için 500 TL avans isteyip alan sanığın, eve girdikten sonra bir daha geri dönmediği ve hileli hareketlerle haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında TCK 157. madde uyarınca temel ceza belirlenirken, hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel cezadan TCK’nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim uygulanırken 10 ay hapis cezası yerine, 10 ay 4 gün hapis cezası denilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, “10 ay 4 gün hapis cezası” ve “6080 TL adli para cezası” ifadelerinin çıkartılıp, yerlerine sırasıyla “10 ay hapis cezası” ve “6000 TL adli para cezası” ifadelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.