YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19765
KARAR NO : 2014/12997
KARAR TARİHİ : 26.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, şantaj, tehdit, hakaret
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, … ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … … ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Sanık …’ın, arkadaşı olan katılan …’e, bankadaki hesabından 10.000 TL çekerek borç olarak kendisine vermesini, bu parayı sonra fazlasıyla iade edeceğini söylediği, katılanın bunun üzerine bankadan 10.000 TL çekerek sanığa verdiği, bu borç alışverişinden sonra katılanın kendine ait dükkanı satışa çıkarması üzerine sanığın devreye girerek “sen bu dükkanı ucuza vereceksin, bu dükkanı bana devret, ev alman için ihtiyacın olan parayı sana vereyim, dükkanı daha sonra uygun bir fiyata satarız“ dediği, bunun üzerine katılanın dükkanı sanığın üzerine tapuda devrettiği, akabinde katılan, sanık ve tanık …’in Çukurova isimli emlak bürosuna gittikleri, burada katılanın 70.000 TL tutarında bir ev almaya karar verdiği, sanığın da katılandan almış olduğu para ve dükkana karşılık olarak evin satış bedelini ödemeyi taahhüt ettiği, daha sonra katılanın yapılan anlaşma çerçevesinde 30.000 TL meblağlı senet tanzim ederek sanığa verdiği, ancak sanığın katılan tarafından alınacak olan evin bedelini ödemediği gibi katılandan aldığı senedi de iade etmediği, bilahare katılanın alacağını ve senedi istemesi üzerine değişik tarihlerde katılanı telefonla arayarak cinsel tercihinden dolayı “anneni de babanı da arayacağım, hepsini arayacağım“ diyerek şantajda bulunduğu, yine katılana hitaben “o… çocuğu, seni sinkaf edeceğim, çakal, ananı sinkaf edeceğim, seni var ya Atatürk Lisesinin meydanında asacağım, sana sıkacağım, konuşma senin dilini kopartırım “ şeklinde sözler söyleyerek tehdit ve hakarette bulunduğunun iddia edildiği olayda, mahkemenin sanığın katılana kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya yönelik herhangi bir zorlamada bulunmadığı,
bu nedenle şantaj suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği, dolandırıcılık suçu ile ilgili olarak sanığın herhangi hileli bir hareketinin tespit edilemediği, katılanın öğretmen olup yaptığı resmi işlemlerin unsurlarını bilmesi gerektiği, tapuda satış yapıldığında bunun karşılığının en geç satış sırasında tahsil edilmiş olmasını bilecek durumda olduğu, dolayısıyla sanığın dolandırıcılık suçunu da işlediği yönünde her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçelerine dayanan beraat kararları ile sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi ve tüm dosya kapsamına göre tehdit ve hakaret suçlarının sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.