Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19766 E. 2014/12996 K. 26.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19766
KARAR NO : 2014/12996
KARAR TARİHİ : 26.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılan …’nın, Karadeniz Ereğlisi, … Mahallesi, … ada … parselde bulunan hisseli taşınmazını satmak istediği ve bu düşüncesini tanık … söylediği, bunun üzerine tanık … de katılanı emlakçılık yapan sanıklar … ve …’a yönlendirdiği, sanık …’ın da katılana, emlak satma konusunda yetkili olduğunu, diğer sanık …’ın da yanında çalıştığını belirterek Kışla Mahallesi … pafta … ada … nolu parseldeki taşınmaz üzerinde bulunan giriş katındaki daireyi satmak istediği taşınmazla takas edebileceklerini söylediği, sanıkların gösterdiği daireyi beğenen katılanın takas teklifini kabul ettiği, daha sonra sanık … ile 25.12.2006 tarihli takas sözleşmesini imzaladığı, bu sözleşmeye sanık …’ın da şahit olarak imza attığı, akabinde sanık …’ın diğer sanık sanık … ile katılanı tanıştırdığı ve sanık …’nin takas edecekleri dairenin sahibi olduğunu ve yanında çalıştığını söylediği, bir süre sonra sanık …’ın katılanı arayarak daha önceden yaptıkları sözleşme gereğince satış işlemlerinin hazır olduğunu, tapuya gitmesi gerektiğini belirttiği, katılanın da satış işlemleri için tapuya gittiği, burada bulunan sanık …’ın kendine ait … Mahallesi … ada … parsel sayılı yerde boş olarak bulunan arsa payını katılana 10.500 TL’ye devrettiği, katılanında kendisine devredilen yerin daha önceden yaptıkları sözleşmede belirtilen 8 nolu parseldeki daire olduğunu düşünerek tapudaki devir işlemini imzaladığı, daha sonra katılanın 8 nolu parseldeki dairenin anahtarını alıp evde oturmaya başladığı, aradan yaklaşık bir yıl geçtikten sonra tanık … ‘ın katılanı arayarak söz konusu daireyi sahibi olan …’den satın aldığını ve boşaltması gerektiğini söylemesi üzerine dolandırıldığını anladığının iddia edildiği olayda,
1- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığın yokluğunda verilen ve usulüne uygun olarak 12.7.2010 tarihinde tebliğ olunan 12.5.2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 20.7.2010 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2- Sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık …’ın yanında çalıştığı belirtilen sanık …’ın, 25.12.2006 tarihinde katılan ile sanık … arasında yapılan takas sözleşmesine imza atması, sanık … ile birlikte katılana suça konu kendilerine ait olmayan 8 nolu parselde bulunan daireyi göstermesi, sanıklar … ve … takas sözleşmesine konu 8 nolu parselin kendi yanlarında çalışan diğer sanık … adına kayıtlı olduğunu ve satış işleminin bu şahıs tarafından yapılacağını belirtmeleri, sözleşmeye konu olmayan
9 nolu parselde bulunan boş arsa payının sanık … tarafından tapuda katılana devredilmesi ve bu çerçevede sanıkların diğer sanık … ile birlikte hareket ederek katılanı dolandırdıklarının anlaşılması karşısında, sanıklar … ve …’ın üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.6.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.