Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19767 E. 2014/12995 K. 26.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19767
KARAR NO : 2014/12995
KARAR TARİHİ : 26.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Türkiye Taşkömürü Kurumunda işçi olarak çalışan sanığın, tanık …’yı bilgisi dahilinde katılanı ise haberi olmadan İhtiyaç kredisi İsteme formu ve borç senedine kefil olarak yazıp, yine bu şahıslar adına imza atarak sahte olarak düzenlediği belgeyi mesleki kuruluşları olan ve dernek tüzel kişiliği bulunan Ereğli Kömür Havzası Biriktirme Yardımlaşma Başkanlığına vermek suretiyle 2000 TL tutarında ihtiyaç kredisi aldığı,
daha sonra bu krediyi ödememesi nedeniyle kefil olarak gösterdiği katılan …’in maaşından 264,23 TL kesinti yapılmasına sebebiyet vererek üzerine atılı özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu, sanığın kendi lehine olarak hazırladığı sahte belgeyi kuruma ibraz edip kullandığı, belgedeki imzanın da …’e ait olmadığının belirlendiği, ayrıca bu kişinin, belgenin düzenlenmesine rızasının bulunmadığını belirttiği dikkate alınarak bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır ve tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
a-Sanığın, sahte belgelerle Ereğli Kömür Havzası Biriktirme Yardımlaşma Başkanlığı’na başvurarak kredi talebinde bulunduğu, ilgili derneğin de sanık lehine kredi kullanılmasına izin verdiği, bu nedenle söz konusu dolandırıcılık eyleminin kredi çeken derneğe karşı işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği ve derneğin de kamu kurumu olarak kabul edilemeyeceği dikkate alınarak, sanığın, derneğe karşı basit dolandırıcılık suçunu işlediği gerekçesiyle TCK’nın 157/1. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eylemin …’e karşı nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle suç vasfında yanılgıya düşülerek fazla ceza tayini,
b-Kabule göre de; hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.