YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19825
KARAR NO : 2014/12970
KARAR TARİHİ : 26.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mahkemenin, sanıkların aşamalardaki “samimi” bulduğu, iddianamedeki tavsife de uygun savunma anlatımlarını esas alarak sübutu kabulü karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Fikir ve eylem birliği içinde hareket eden sanıklardan Meftun’un yolda yürümekte olan şikayetçiye yaklaşıp kendisini Elbistan/Yapalak’tan olduğunu, İzmir’de staj yapan öğretmen şeklinde tanıtarak diyalog ortamı oluşturup, birlikte yürümeleri sırasında “…aha!…kısmet…” diyerek park halindeki iki araç arasına önceden hazırlanarak yere konulmuş üzerinde 1. Amerikan Doları sarılığı içeriği gazete kağıtlarından oluşan tomarı şikayetçinin görebileceği biçimde yerden alıp, yüklü miktarda döviz bulduğu inancını oluşturmasını müteakip, yakındaki camii bahçesindeki bir banka oturduklarında yanlarına gelen diğer sanık …’in “30.000 TL değerinde döviz düşürdüğünü…” belirtip “…siz bulmuşsunuz, bir vatandaş seni (Meftun’u) yerden bir şey alırken görmüş…” diyerek onlardan ceplerindeki paraları göstermelerini istemesi, böylece şikayetçinin parasını görmeleri
sonrası …’in “…gösterdiğiniz paralar bana ait değil ama seni (…’u) o vatandaşla yüzleştirmek istiyorum, benimle gel…” deyip onların yanından az uzaklaşınca sanık …’un şikayetçiye “…yüzleşme sırasında üzerimi de ararlar, döviz tomarını sana vereyim, geri gelince paylaşırız ama sen de bana üzerindeki parayı ver…” diyerek onu ikna edip, parayı alarak sözde yüzleşmeye gidiyorlarmış gibi şikayetçinin yanından uzaklaşmaları eylemlerinin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel hapis cezaları alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde, aynı gerekçeye dayanılarak, adli para cezasının belirlenmesine esas alınan temel tam gün birim sayılarının asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle hükümlerde çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1-a ve 3-a bentlerindeki “60”; 1-c ve 3-c bentlerindeki “50”; 1 c ve 3 c bentleriyle h bentlerinde yer alan “1.000,00” rakamlarının çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5”; “4”; ve “80” rakamları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.