YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19916
KARAR NO : 2013/19061
KARAR TARİHİ : 03.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın yetkilisi olduğu şirket ile katılan şirket arasında 5 adet aracın kiralanması amacı ile finansal kiralama sözleşmesi yapıldığı, sanığın yetkilisi olduğu şirketin katılan şirkete kira borçlarını zamanında ödemediği, bunun üzerine katılan şirketin sanığın yetkilisi olduğu şirkete borçlarını ödemesi konusunda noter vasıtası ile ihtarname gönderdiği, daha sonra borçların ifa edilmemesi nedeni ile yapılan sözleşmeyi de feshettiği ve araçların iadesini talep ettiği, söz konusu araçlardan iki tanesine katılan şirket temsilcisi tarafından araçların tedbir yolu ile iadesine dair mahkemece karar alınması nedeni ile el konulduğu ancak diğer üç aracın katılan şirkete iade edilmediği, anlaşılmakla güveni kötüye kullanma suçunun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Suçun işleniş şekli, sanığın kastının yoğunluğu ve zararının ağırlığı karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler esas alınıp, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesi gereğince alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda,kira bedelinin ödenmemesi üzerine 10/05/2007 gün ve 13893 yevmiye no’lu ihtarname ile sanığın yetkilisi olduğu şirket ile yapılan finansal kiralama sözleşmesinin katılan şirket tarafından fesh edilmesi ve suça konu bütün araçların kendilerine tesliminin talep edilmesi karşısında,zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığa verilen cezanın TCK’nın 43.maddesi gereğince artırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş olup sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.