Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19942 E. 2014/12756 K. 24.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19942
KARAR NO : 2014/12756
KARAR TARİHİ : 24.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, karı koca olan katılanların yanına giderek Kuruçay beldesinden ucuz fiyata 4 tane dana alacağını, 1.000 TL vermeleri halinde satın alacağı bu danalara kendilerini de ortak edeceğini, bu işten ortak olarak iyi para kazanabileceklerini söylediği, katılanların sanığa inanarak 1.000 TL’yi elden verdikleri, sonrasında sanığın bir kamyonet kiralayarak geleceğini ve Kuruçay beldesine danaları almak üzere gideceklerini beyan ederek Kuruçay yolunda buluşmak üzere katılanların yanından ayrıldığı, nakliye işi ile uğraşan tanık … yanına giderek Kuruçay beldesinden hayvan getirmek üzere 20 TL karşılığında tanık ile anlaştığı, kiraladığı kamyon ile birlikte daha önceden belirledikleri üzere Kuruçay Beldesi girişinde katılanlarla buluştuğu, sanığın tanığa ait kamyon ile önden gittiği, katılanların ise kendilerine ait hususi araç ile arkadan takip ederek Kuruçay beldesine vardıkları, belde girişinde sanığın kamyonu durdurup araçtan indiği ve katılanların yanına gidip daha önce verdikleri 1.000 TL’nin az geleceğini söyleyerek
1.000 TL daha istediği, bunun üzerine katılanların kamyon şoförü tanığın yanında 1.000 TL daha verdikleri, parayı alan sanığın köy içerisinde bir evin yanına gittiği, 20 dakika kadar sonra geri döndüğünde, hayvan sahibi ile anlaştıklarını, satın alacakları hayvanların köy içerisindeki okulun yanında olduğunu, 2 adet danayı oradan araca yükleyeceklerini beyan ederek kamyonete bindiği, bir süre gittikten sonra tanıktan aracı durdurmasını istediği, tanığa daha sonra kendisine telefon açacağını, telefonla aradığı zaman hayvanları götürmek üzere Kuruçay beldesine tekrar gelmesi gerektiğini söyleyerek 50 TL para verdiği ve araçtan indiği, bu esnada katılanların kamyoneti gözden kaçırdıkları, yol kenarında bekledikleri sırada tanığı kamyonetle birlikte geri dönerken gördükleri, sanığın ise kamyonette olmayıp paralarla birlikte ortadan kaybolduğu anlaşılmakla; eylemin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanıkların kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak; bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkarılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.