YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19950
KARAR NO : 2014/12724
KARAR TARİHİ : 24.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nun 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır.5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır.Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun
konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir.Fil,sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır.Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; … adına kayıtlı olan … Alışveriş Merkezi isimli işyerinin sanıklardan … tarafından işletildiği, firmanın ekonomik durumunun kötüleşmesi üzerine, sanık … ve gelini olan sanık …’in birlikte hareket etmek suretiyle, gerçekte alışveriş merkezinde çalışmayan … adına işyerinde … sigorta numaralı olarak ve 1.900 TL net maaşla çalıştığına dair sahte çalışma belgesi düzenledikleri ve …’in bu belgeyle … Kadıköy şubesine başvurarak 7.000 TL’lik kredi çektiği, sanıkların kredi borcunu geri ödemedikleri, sahte çalışma belgesininde belirtilen sigorta sicil numarasının sanık …’ye ait olmayıp, … isimli başka bir kişiye ait olduğunun belirlendiği anlaşılmakla; sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j-son maddesinde düzenlenen “Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık” ve aynı kanunun 207/1. maddesinde düzenlenen “Özel belgede sahtecilik” suçlarını oluştursuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
A-Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 61/8. maddesi hükmü karşısında, nitelikli dolandırıcılık suçunda adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu cezanın belirlenmesi gerektiği halde, gün olarak belirlenen adli para cezasının hemen paraya çevrilerek, indirimlerin bu miktar üzerinden yapılması suretiyle sanıklar hakkında eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
B- Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/250-13 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-c madde ve bendinde işaret olunan zarar kavramının, kanaat verici, basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu, sahtecilik suçunun işlenmesi ile oluşmuş somut bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilmeden, adli sicil kaydı bulunmayan sanık … hakkında ileride bir daha suç işlemeyeceği yönünde oluşan olumlu kanaat nedeniyle mahkumiyet hükmünün ertelenmesine karar verildiği halde, “zararın karşılanmaması” şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle ve “… yeniden suç işlemeyecekleri hususunda mahkemeye kanaat gelmediğinden” denilerek cezanın ertelenmesinde lehe değerlendirilen gerekçeyle çelişir şekilde sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.