YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19951
KARAR NO : 2014/12751
KARAR TARİHİ : 24.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Özel Urfa Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nin 11/10/2007 itibariyle eğitilebilir ve öğretilebilir ve işitme engelli bireylere özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti vermeye başladığı, … Kaçar ve … adlı bireylerin sağlık kurulu raporlarında farklı engel türlerinde tanı almış oldukları halde, durumlarına uygun olmayan programlara kaydedildikleri, ancak bu belgelerle adı geçen bireylerin eğitim giderlerinin karşılanamayacağı, bu şahısların kuruma kaydedilerek devletten usulsüz olarak para alındığı, kurum hakkında Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerince 2008 yılında yapılan incelemede, kurumun 2008 yılının Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait ilgili kanun gereğince ücretsiz okutması gereken öğrenci sayısından eksik sayıda öğrenci bildirmek suretiyle bu öğrenciler için toplam 10.091,52 TL tutarında fazla ödeme alındığı iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; Şanlıurfa Ticaret Sicil Memurluğu’nun 02/12/2009 tarihli yazısında Özel Urfa Rehabilitasyon Merkezinin şahıs şirketi olup sanık … adına kayıtlı olduğu, sanık …’ın söz konusu rehabilitasyon merkezinde öğretmen olduğu, sanık …’in fizyoterapist olarak ve sanık …’ın ise kurum müdürü olarak görev yaptıkları, sanıkların savunmalarında, 2008 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait kanun gereği %3 oranında ücretsiz öğrenci okutulması ile ilgili genelgeyi kendilerinin müfettişlerden farklı değerlendirdiklerini, önceki genelgede %3 oranındaki öğrenciye fatura kesilmemesi belirtildiği halde daha sonra gelen genelgede öğrencilerin %3’üne fatura kesilmemesi değil de toplam öğrencilere daha fazla saat hizmet verilmesi şeklinde ifade edildiğinden kendilerinin de ona göre hareket ettiklerini, ancak müfettişlerin çıkardığı 10.091,52 TL tutarındaki parayı ödediklerini, kasıtlı bir davranışlarının olmayıp genelgenin yanlış yorumlanmasından kaynaklanan bir hata olduğunu beyan ettikleri, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 15/05/2009 tarihli yazısına göre kurum zararının sanıklar tarafından karşılandığı, tanık beyanlarına göre, … ve … ‘nın rehabilitasyon merkezinde yeterli eğitimi aldıklarının belirlendiği anlaşılmakla; sanıkların dolandırıcılık suçunu oluşturabilecek nitelikte ve kamu kurumunu aldatmaya yönelik hileli hareketler sergileyerek haksız menfaat temin ettiklerine ilişkin herhangi bir eylemlerinin bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 24/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.