YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19967
KARAR NO : 2014/12783
KARAR TARİHİ : 25.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, … Gıda İnşaat Turizm Tic. ve Sanayi Ltd. Şirketi’nde hizmet sözleşmesi ile çalışmakta olduğu, şirketin bulunduğu yer olan Akşehir’den kamyona yüklediği ürünleri Ilgın’daki bakkal ve dükkanlara dağıtmak, iadeleri almak ve tahsilatları yapmakla görevli olduğu, olay günü malları kamyona yükleyip yaklaşık tahsilat amaçlı 100 adet senet ile Ilgın’a dağıtıma çıktığı, ertesi gün çıkmaması üzerine şirket yetkililerinin sanığın Ilgın’da bulunan evine gittiği, geldiklerinde aracın evin önünde kapıları açık vaziyette terkedilmiş olduğu, malların bir kısmının evin bodrumuna indirildiği, bir kısım senetlerin aracın içinde olduğu, malların bir kısmı ile tahsilat için verilen senetlerin bir kısmının olmadığının anlaşıldığı ve şirket yetkililerinin buldukları mallar ile aracı teslim aldıkları, şirketin yaptığı incelemede şirkete ait olupta sanığın iade etmediği mal ve nakit toplamının 32.095,33 TL olduğu, sanığın böylelikle üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın sabıkasız oluşu, mahkemece suç işlemesinden sonra yargılama sırasındaki pişmanlığına ve bir daha suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat getirilmesi, bunun da gerekçeli kararda belirtilmesi, tayin edilen hürriyeti bağlayıcı cezanın yasal ve yerinde olması karşısında tebliğnamedeki temel hapis cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinden bahisle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “30 gün”, “25 gün” ve “500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTiLEREK ONANMASINA, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.