YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19997
KARAR NO : 2013/16180
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamıyacaktır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 158/1. fıkrasının “f” bendinde yer alan dolandırıcılık suçunun nitelikli halinin oluşabilmesi için, hilenin yapılmasında bankaların etkin işlevi bulunan çek, hesap cüzdanı, dekont gibi maddi varlıklarının kullanılması gerekeceği gibi, bankanın ödeme aracı niteliğinde de olmaması icap eder. Yine, aynı kanun maddesinin “g” bendinde yer alan dolandırıcılık suçunun basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanması suretiyle işlenmesi hali de nitelikli unsur olarak belirlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanması için de, basın ve yayın araçlarının suçun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlamış olmaları, gerçeğe aykırı haberlerle okuyucu veya izleyenlerin aldatılması suretiyle çıkar sağlanması gerekeceğinden hareketle somut olayda; sanığın, 17.09.2008 günü … gazetesine ilan vererek, 1998 model Renault marka aracını almak isteyenler için verdiği cep telefonu numarasını arayan katılanın aracı almak istemesi nedeniyle, sanığın istediği 300 TL kaparoyu Akbank… şubesindeki hesabına yatırmasına rağmen sanığın katılanla buluşmadığı gibi katılanın telefonlarını da açmayarak, menfaat temin etmesi şeklindeki eyleminde; sanığın gazeteye verdiği ilanın, sadece katılana ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve katılanın aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı hilenin kullanılmasından sonra, paranın banka aracılığı ile sanığa gönderilmesi nedeniyle ödeme aracı durumunda bulunan bankanın bir rolünün de bulunmadığı dikkate alınarak, nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden suçun vasıflandırılmasında yanılgıya düşülerek, sanık hakkında, TCK’nın 157/1.maddesi yerine, aynı kanunun 158/1-f-son maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.