YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20
KARAR NO : 2013/11608
KARAR TARİHİ : 20.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; mağdurdan … plaka sayılı otomobili satın alıp trafik kaydını kendi üzerine geçiren sanığın aracın ruhsatını kaybettiği gerekçesi ile trafik tescil şube müdürlüğüne müracaat ederek yeni bir ruhsat çıkarttığı ve kullandığı taşıt kredisi için araç üzerine banka rehni koydurduğu, bir süre sonra aracı satmak istemesi üzerine mağdur ile irtibata geçtiği, mağdurun kabul etmesi üzerine aracı 11.10.2007 tarihinde 70.000 TL’ye sattığı, ancak üzerinde rehin şerhi olan ruhsatı değil, kaybettiğini iddia ettiği ruhsat belgesini verdiği, mağdurun aracı İzmir ilinde sattığı, bu kişilerin trafik şube müdürlüğüne gitmeleri neticesinde durumun ortaya çıktığı, sanığın 22.11.2007 tarihinde araç üzerindeki rehni kaldırdığının iddia edildiği
olayda, aracın devrinin tescil ile geçeceği, tescil esnasında aracın üzerindeki rehnin herkes tarafından görülebileceği dikkate alındığında dolandırıcılık suçunun nitelikli yalan unsurunun ne şekilde gerçekleştiğinin; mağdurun kollukta verdiği 22.11.2007 tarihli ifadesinde aracı sanıktan parasını peşin vererek satın aldığını söylemesine rağmen, 13.11.2008 tarihli duruşmada verdiği ifadesinde sadece vekalet aldığını beyan etmesi karşısında; mağdurun herhangi bir zararının bulunup bulunmadığı yeterince araştırılıp, açıklanmadan mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın adli sicil kaydında görülen ve 5941 sayılı Kanunun 03.02.2012 tarih ve 6273 sayılı Kanun ile değişik 5. maddesinde öngörülen yaptırımın, idari para cezasına dönüşmesi nedeniyle silinen cezası ile mağdurun zararının olmadığını beyan etmesine rağmen sanığın, zararı giderilmediği gerekçe gösterilerek TCK’nın 51. maddesinde düzenlenen erteleme ve CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.