Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20094 E. 2014/12976 K. 26.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20094
KARAR NO : 2014/12976
KARAR TARİHİ : 26.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Hayvancılık işi ile uğraşan sanığın, katılanın 35 adet büyükbaş hayvanını akrabası olan tanık …’dan satın alıp, karşılığında suça konu Ziraat Bankası Ziyapaşa Belediye Şubesi’ne ait, keşidecisi … olan, 40.600,00 TL bedelindeki çeki verdiği, çekin bankaya ibrazında sahte olduğunun anlaşıldığı somut olayda;
1- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz itirazlarının incelemesinde;
Soruşturma aşamasında alınan İzmir Kriminal Polis Laboratuvarının 11.01.2007 tarihli ekspertiz raporunda çekin tamamen renkli fotokopi ya da bilgisayar ortamında renkli yazıcı ile üretildiği bildirilmiş olması, sanığın suça konu çeki yirmi adet tosun sattığını iddia ettiği birinci ciranta …’dan aldığını savunmasına rağmen aralarındaki alış verişe ait herhangi bir belge ibraz edemediği gibi, …’ın kim olduğunu da ispat edememesi, mahkemenin yaptığı araştırmada ciranta imzasının altındaki adreste … diye birisinin tanınmadığının anlaşılması karşısında resmi belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli para cezası belirlenirken tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması suretiyle 4060 gün olarak belirlenip TCK’nın 62. maddesi gereğince 1/6 indirim yapılarak 3383 gün olarak tespit edildikten sonra günlüğü 20,00 TL hesabı ile neticeden 67.660,00 TL adli para cezasına hükmedilmesi gerekirken, adli para cezasının önce 5 gün olarak belirlenip, günlüğü 20,00 TL hesabı ile 100,00 TL’ye dönüştürülüp, bu kez de haksız menfaatin iki katı gözetilerek doğrudan 81.200,00 TL’ye hükmedilip tespit edilen bu para cezası üzerinden TCK’nın 62. maddesi gereğince indirim yapılarak 67,666,00 TL sonuç adli para cezasına belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümde adli para cezasına ilişkin uygulama çıkartılarak yerine, “TCK’nın 158/1-f, son maddesi uyarınca 4060 gün, aynı kanunun 62/1 maddesi ile 1/6 oranında indirilerek 3383 gün karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılmasına, TCK’nın 52/2.maddesi ile 1 gün karşılığı 20 TL’den hesaplanarak para cezasına çevrilmek suretiyle sonuç olarak 67.660,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” cümlesi eklenmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.