YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20123
KARAR NO : 2014/13010
KARAR TARİHİ : 26.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, katılana ait boya şirketinde iki yıldır pazarlama elemanı olarak çalıştığı, sorumlusu olduğu Niğde-Aksaray yöresinden tahsilatını yaptığı toplam 2.445,00 TL parayı şirkete vermeyerek mal edindiği, kendisine zilyedliği devredilen aracı da katılanın bulabileceği bir yerde terk ederek ortadan kaybolduğu somut olayda; sanığın savunmasında, katılan ile aralarındaki problemler nedeni ile tahsil ettiği 2.400,00 TL civarındaki parayı firmaya teslim etmeyerek mal edindiğine, kendisine tahsis edilen aracı … Caddesi üzerinde terk ederek bıraktığına dair ikrarı karşısında güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza nedeni ile TCK’nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilmediğinin anlaşılması karşısında bu yönde bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini
halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 100 tam gün olarak tayin edilmesi, ardından 5237 sayılı TCK’nın 52. maddesi gereğince gün olarak belirlenen adli para cezası üzerinden artırım ve indirimlerin yapılmasından sonra aynı maddenin 2.fıkrası gereğince günlüğü 20 ilâ 100 TL arasında belirlenecek miktar ile çarpılması suretiyle sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden belirlenen temel gün miktarının paraya çevrilmesinden sonra TCK’nın 62. maddesi gereğince indirim yapılması suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi,
Gün para cezalarının adli para cezasına dönüştürülmesinin dayanağı olan yasa maddesi gösterilmeyerek CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
TCK’nın 51/7. maddesindeki “…ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.” hükmüne aykırı olarak “…ertelenen cezanın tamamen infaz kurumunda çektirilmesine” karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin olarak sırasıyla “100 gün” ve “1.666,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “TCK’nın 52/2 maddesi gereğince bir günü 20,00 TL hesabı ile 80,00 TL” ibaresi ile erteleme nedeni ile uygulanan denetim süresine ilişkin kısımda “tamamen” kelimesinden önce gelecek şekilde “kısmen veya…” ibaresi yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.