YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20141
KARAR NO : 2013/19110
KARAR TARİHİ : 04.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile, nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-g maddesinde suçun; “Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” işlenmesi nitelikli bir hâl olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanması için,basın ve yayın araçlarının dolandırıcılık suçunun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlamış olması gerekir. Failin, yarar sağlamak için gerçek olmayan bir durumu basın organında haber ya da reklam olarak yayınlatması ve bunu mağduru aldatmada kullanması halinde basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiş olacaktır. Bu manada gazeteler ve televizyonlar gibi görsel ve yazılı basın ve yayın araçlarının sağladığı ilân,program,haber içerikleri vb. suça konu edilebilmekte, kişiler kolaylıkla aldatabilmektedirler.
Gazeteye verilen ilanın sadece sanığa ulaşılmasına yardımcı olduğu, şikâyetçinin aldanmasında ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlamadığı takdirde TCK’nın 158/1–g maddesinin varlığından söz edilemez. Yine şikâyetçinin basit bir araştırmayla gerçeği öğrenebileceği durumda, dolandırıcılığın nitelikli halinden bahsedilemez. Gazetede münhasıran ilan verilmesi yeterli olmayıp, ilanında hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde tarafların aldatılmasında etkisinin bulunması gerekir. Gazetede sahibinden satılık eşya ilanında, eşya tanıtılmadan soyut bir bilgilendirme üzerine verilen telefondan yapılan arama ile gelişen aldatmada, gazeteye verilen ilanın failin sadece şikayetçiye ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve şikayetçinin aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı hallerde, “basit dolandırıcılık”, ilanda eşya gerçeğine aykırı olarak tanımlanıp, orjinalinden daha ucuza gösteriliyorsa, teşhir ve gösterim üzerine mağdur yanıltılmışsa nitelikli dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; sanığın Samsun İl Merkezinde yayınlanan Yerel Halk Gazetesine herhangi bir ünvan ve ticari kaydı bulunmayan As-Vip Bilgisayar Sistemleri adıyla ilan vererek çeşitli markalarda dizüstü bilgisayar sattıklarını belirterek bilgisayar markaları modelleri ve fiyatlarını ilanda belirttiği, 18.10.2007 tarihli halk gazetesinde bu ilanı gören şikayetçi … ve katılan …’in irtibat için ilanda belirtilen telefonları aradıkları, katılan …’in kendisini … olarak tanıtan kişiyle görüşerek Casio marka dizüstü bilgisayar almak istediği ve 960 TL’ye anlaştıkları, katılan …’un 480 TL’yi sanık adına kayıtlı İzmir …Akbank Şubesindeki 0051265 nolu hesaba yatırdığı, aynı gün paranın sanık tarafından çekildiği, şikayetçi …’ nin de aynı şekilde ilanda belirtilen telefon numaralarından biriyle kendisini …olarak tanıtan bir kişiyle görüştüğü, Toshiba marka 2. el dizüstü bilgisayar alma konusunda 270 TL’ye anlaştıkları, parayı …isimli kişinin belirttiği sanık …’nın …Akbank Şubesindeki hesabına yatırdığı, paranın sanık tarafından çekildiği ancak dizüstü bilgisayarların katılan ve şikayetciye gönderilmediği sanığın bu şekilde basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Bankanın ödeme aracı olarak kullanılmayıp, sadece ödeme yeri olarak kullanılması karşısında; sanığın eyleminin sadece 158/1-g maddesinde yazılı uçu oluşturduğu gözetilmeden aynı maddenin (f) bendi de uygulanması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.