Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20226 E. 2013/387 K. 16.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20226
KARAR NO : 2013/387
KARAR TARİHİ : 16.01.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın tebliğ tarihinde Sarız Kapalı ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu hususunun anılan kurumun 11.10.2012 günlü cevabi yazısından anlaşılmakla 7201 sayılı Yasanın 35. maddesi uyarınca ikametgahına yapılan tebligatın usulsüz olduğu sanık tarafından asıl karara yönelik temyizin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek, temyiz isteminin reddine dair 21.03.2012 tarih ve 2012/53 D. İş. sayılı karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK’nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, … C.Başsavcılığının 23.10.2009 havale tarihli ve 2009/105279 soruşturma 2009/41474 esas no’lu iddianamesinde sevk maddesi olarak 5237 sayılı TCK.nın 204/1 ve 158/1-f, 53. maddelerinin gösterilmiş bulunması ve içeriğinde bankanın maddi varlıklarından olan çek yaprağının sahtesi kullanılmak suretiyle menfaat temin edildiğinin anlatılması keza TCK.nın 158. maddesinin 1. fıkrasının son bendinin nitelikli hale ilişkin olmayıp bir artırım maddesi olarak düzenlenmiş bulunması itibariyle iddianamede anlatılan eylemin hukuki niteliğini ve suçu değiştirmediği nazara alınarak bu sebeple ek savunma alınması gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki düşünceye iştirak olunmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın olay tarihinde kumaş aldığı müştekiye başkasına ait olup usulsüz yolla ele geçirdiği 15/01/2008 günlü ve 15.500. TL bedelli çeki verdiği bankaya ibrazda söz konusu çekin çalıntı olup ciranta imzasının sanığa ait olduğunun anlaşılmasına göre sahte çek kullanarak gerçekleşen dolandırıcılık eyleminin sabit olduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,16.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.