Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20238 E. 2013/19117 K. 04.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20238
KARAR NO : 2013/19117
KARAR TARİHİ : 04.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar müdafiinin temyiz talebine yönelik olarak yapılan incelemede;
Sanıklar müdafiinin yüzüne karşı tefhim olunan 17/02/2011 tarihli beraat hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 22/03/2011 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Katılan vekilinin beraat hükmüne yönelik olarak yaptığı temyiz talebinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir.Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Katılan …’ın eşi …’ın 16.04.2008 tarihinde vefat etmesinin ardından suç tarihlerinde taziye amacıyla katılanın evine gelen sanıkların, evde bulundukları süre içerisinde katılanın kızı olup daha sonra ölen 17 yaşındaki …’ı “baban öldü, şimdi sıra abinde, annende ve daha sonra sana da sıra gelecek, babanı büyüler öldürdü, sizleri de büyüler öldürecek, ancak İstanbul’ da tanıdığımız iyi hocalar var onlarla görüşüp karşı büyü yaptırabiliriz ama bize biraz altın lazım” diyerek kandırıp ölen … … bir kısmını evlerinde olduğu bir sırada kendisinden, bir kısmını … göndermesi ile kargo yoluyla ve bir kısmını da yine ölen … evlerinde olduğu sırada kendilerinin kasadan aldıkları, sanıkların böylelikle iştirak halinde hareket ederek katılan …’a ait yaklaşık 200.000,00 TL değerindeki altınları kızını kandırarak aldıkları olayda; tanık …’ın; …’ın kırkında sanık’ …’in de olduğunu, … ile …’nin o gün salonda konuştuklarını, odanın kapısının açık olduğunu kendisininde kapıda durduğunu, …’in …’ye: “başınızda büyük bi lanet var” dediğini ve elindeki pet şişeyle bir suyu …’ye uzattığını, bunu içmesini söylediğini, içerse başındaki lanetin gidebileceğini söylediğini, …’nin suyu içtiğini, hareketleri değiştiğini, ……’in bir anda …’den altınları istediğini, bu arada aynadan kendisini fark ettiğini, hemen yana gelip “bişey duydun mu” diye sorduğunu kendisinin de hayır dediğini, “duyduklarını birine söylersen sana öyle bir büyü yaptırırım ki odun olur ölürsün” dediğini kendisinin de korktuğu için kimseye bişey demediğini açıkladığı, … kaybolması nedeniyle annesi katılana bunları anlattığı, Ölen … de 31/07/208 tarihli emniyet ifadesinde her iki sanığın kendisine pet şişe içerisinde buluna sudan içirerek etkilediklerini ve bu şekilde altınları aldıklarını belitmesi, sanıkların da … kendilerine altın verdiklerini kısmen ikrar etmeleri karşısında; …’ın yaşının küçüklüğü ve tanık beyanlarına göre; içerisinde bulunduğu psikolojik durum dikkate alındığında sanıkların üzerlerine atılı dini inanç ve duygularının istismarı suretiyle dolandırıcılık suçunu işelediklerinin sübut bulduğu gözetilmeden mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.