YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20242
KARAR NO : 2013/2062
KARAR TARİHİ : 05.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, 09.02.2012 tarihli asıl karara karşı 30.07.2012 gününde eski hale getirme talebinde ve temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’un 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması karşısında, mahkemenin eski hale getirme talebinin reddine ilişkin verdiği 03.09.2012 tarihli 2006/406 Esas ve 2007/233 karar sayılı ek kararın hukuki değerden yoksun bulunduğu kabul edilip bu karar kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede;
Sanığın, yokluğunda verilen hüküm sanığa tebligat kanununun 21. maddesindeki hükümlere göre tebliğ edilmiş ise de, sanığın tebligatın yapıldığı tarihte yurt dışında olduğu dosyaya sunulan yazılardan ve sanığa ait pasaport fotokopisindeki vize bölümlerinden anlaşılmakla, yurt dışında olan ve gemi adamı olarak uluslararası sularda bulunan sanığın fiilen hükmü temyiz etmesinin mümkün olmaması ve evli olmaması nedeniyle eşi de olmayan ve dosyada yasal bir temsilcisi de bulunmayan sanığın hükmü temyiz ettirme olanağınında bulunmaması gözetildiğinde, fiilen yurt dışında uluslararası sularda bulunan sanık yönünden “eski hale getirme” koşullarının bulunması karşısında temyizin öğrenme ile süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; katılan firmanın Balıkesir bölgesinde yetkili temsilciliğini yapan ve şirket adına satış ve tahsilat yapma yetkileri olan sanığın, satılan ürünler nedeniyle çeşitli firmalardan alacakları topladığı halde şirkete göndermeyerek şahsi hesabına geçirmesi şeklinde gerçekleşen olayda hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;ancak,
1-)Sanık tarafından temyiz dilekçesine eklenen ve müşteki vekilince ”Sulh ve İbra” başlıklı 05.10.2010 tarihli belgeye göre, kovuşturma aşamasında müştekinin zararının giderilip giderilmediği hususu araştırılarak buna göre sanığın etkin pişmanlık gösterip göstermediğinin de değerlendirilerek, sonucuna göre 5237 Sayılı TCK’nın 168/2 maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu,
2)Yukarıda belirtilen aynı “sulh ve ibra” başlıklı belgeye göre, kovuşturma aşamasında müştekinin zararının giderilip giderilmediği hususu araştırılarak, zararın giderilmesi yönünden CMK’nun 231/5 maddesinin uygulanabilmesi koşullarının oluştuğunun anlaşılması halinde, CMK’nun 231/5 maddesinin yeniden değerlendirilmesinin gerekmesi,
3)TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.