YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20265
KARAR NO : 2014/12767
KARAR TARİHİ : 25.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, şikayetçiye ait otomotiv şirketine gelerek kendisini … olarak tanıttığı, bir traktör üzerine pazarlık yaptıkları, traktörün parasını yurt dışında bulunan abisinin göndereceğini söylediği ve otomotiv firmasından ayrıldığı, yaklaşık otuz dakika sonra iş yeri telefonunu arayan sanığın yurt dışında bulunan abisiyle konuştuğunu, traktörün bedelini 37.000 EURO’ya düşürdükleri, abisinin parayı havale yapması için şikayetçiye ait banka hesabını sorduğu, havale için şikayetçinin kimlik bilgilerini aldığı ve yarım saat sonra firmaya ait telefonun çaldığı, bankadan aradığını bildiren şahsın şikayetçinin hesabına 45,000 EURO havale geldiğini ve bankada nakit paranın bulunmadığından bahisle 14:30 sıralarında kimlik fotokopisiyle gelip parayı çekebileceğini belirttiği, sanığın tekrar şikayetçinin iş yeri telefonunu aradığı ve abisinin fazla para yatırdığını, kendisinin de paraya ihtiyacı olduğunu belirtilerek paranın 3000 EURO’sunu alıp Kayseri’ye gitmesi gerektiğini söylediği geri kalan kısmını ise traktörü alacağı zaman alacağını söylediği, akabinde iş yerine gelerek
annesinin dışarıda araçta beklediğini Kayseri’ye gitmesi gerektiğini söylediği ve müştekinden 3000 EURO’yu alarak uzaklaştığı, sanığın iletişim için bıraktığı telefona şikayetçinin uzun süre ulaşamadığı, sanığın bu eylemiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, şikayetçi ve tanık beyanları, fotoğraf teşhis tutanağı, olay tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.06.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.