YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20282
KARAR NO : 2014/12710
KARAR TARİHİ : 24.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın suç tarihinden önceki bir zamanda şikayetçi ile Pamukova ilçesinde bir inşaat firmasında birlikte çalıştıkları, sanığın Doğubayazıtlı olduğunu, burada bir arkadaşının altın bulduğunu, bu altınları birlikte satabileceklerini şikayetçiye söylediği, birlikte Doğubayazıt’a geldikleri, sanığın Doğubayazıt’ın bir köyüne numune altın almaya gittiği, şikayetçiye 40-50 adet eski altın gösterdiği, bir tanesini numune olarak verdiği, sanık ile şikayetçinin birlikte kuyumcu olarak tanıtılan bir şahsa numuneyi gösterdikleri, şahsın altının gerçek olduğunu söylediği, bunun üstüne şikayetçinin altınları alabilmek için PTT havalesiyle 5000 TL tedarik ettiği, 4500 TL’sini sanığa verdiği, ardından 24000 TL daha tedarik ederek sanığa verdiği, sanığın da şikayetçiye dışı koli bandı ile sarılı içerisinde 300 adet altın olduğunu söylediği paketi verdiği, paketi alan şikayetçinin kaldığı otele gelip paketi açtığında içinin metal pul ile dolu olduğunu, sanığın şikayetçiden aldığı paralarla menfaat temin ettiği sanık beyanı, şikayetçi ve tanık beyanı, kolluk tutanakları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 24/06/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.