YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20330
KARAR NO : 2013/2215
KARAR TARİHİ : 07.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Red, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kurulan temyiz talebinin reddine ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Temyiz isteminin reddine dair 05.09.2012 gün ve 2010/365 esas ve 2012/360 karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, ikamet ettiği Niğde ili merkez … köyüne gitmek üzere eski terminal yanında bulunan köy garajında minübüs beklediği sırada yanına yaklaşan sanık …’ın elinde kağıda sarılı birşeyler olduğu halde katılana arapça birşeyler söylediği, bu sırada diğer sanıklar … ve …’in de katılanın yanına yaklaştıkları, sanık …’ın katılana “amca bu şahıs ne diyor” dediği, katılanın da ne söylediğini anlamadığını söylemesi üzerine sanıkların kendi aralarında konuşmaya başladıkları ve sanık …’ın katılana “amca bu şahısta külçe altın varmış kuyumcu arıyor” dediği, bunun üzerine sanık …’ın kendisinin kuyumcu olduğunu ve bu işten anladığını, bu şahısta bulunan altınların 400.000 TL edeceğini söylediği, bunun üzerine sanık …’ın katılana “amca sen bu altınları al, 400.000 TL edermiş, bunları ucuza alalım, sende ne kadar para var” dediğinde katılanın üzerinde para olmadığını, köye gidip alabileceklerini söylemesi üzerine katılan ile sanık …’ın ticari taksiye binerek … köyüne gittikleri, katılanın evde bulunan 3.500 TL parasını aldıktan sonra tekrar sanık …’la birlikte diğer sanıkların yanına döndükleri, buradan da yaya olarak İlhanlı mahallesinde bulunan … camiine gittikleri, burada katılanın 3.500 TL’yi cebindeki diğer parasıyla 4.000 TL’ye tamamlayarak kendisini kuyumcu olarak tanıtan sanık …’a verdiği, sanıkların katılana külçe altın getireceklerini söyleyerek katılandan biraz beklemesini isteyip bir daha geri gelmedikleri olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanıkların kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bentlerin çıkarılarak yerine “sanıkların, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının a,b,c,d,e bentlerinde belirtilen haklardan, mahkûm oldukları hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise 1-c bendindeki haklardan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.