YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20357
KARAR NO : 2013/1886
KARAR TARİHİ : 04.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Güveni Kötüye Kullanma, Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Beraat, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar … ve … hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanıklar müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılanın … Nakliyat Petrol Ürünleri İhracat İthalat İnşaat Ticaret Limited Şirketi (… Şti)’nin sahibi ve sorumlu müdürü olduğu, sanık … ile … Nakliyat Turizm İnşaat Otomotiv Petrol Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (… Şti)’ni kurdukları ve bu şirkette sanık …’nın % 50, katılanın % 40, katılanın oğlu olan sanık …’ın ise % 10 hisse sahibi olduğu, şirketi temsile sanıklar … ve …’ın müştereken yetkili oldukları, taraflar arasındaki anlaşmaya göre, katılan sahibi olduğu … Şti.’nin araçlarını yeni kurulan … Şti.’ne kiraladığı, zaman içerisinde sanık …’nın şirketi ele geçirmeye ve tek başına sahip olmaya yönelik olarak katılana Çorum ‘da yaptığı inşaat nedeniyle borçlarından dolayı şirkete hisselerine zarar görmemesi için hisselerini oğluna devretmesini söylediği, sanık … ile birlikte hareket eden sanık …’ın da fiilen şirketten uzak olan babasına şirketteki hissesi az olduğundan hesapları düzgün alamadığından kendisine düzenli bilgi veremediğini söyleyerek hisselerini kendisine devretmesi konusunda ikna ettiği, akabinde sanık …’nın bu kez sanık …’ aynı şekilde şahsi borçlarından dolayı alacaklılarının şirketteki hissesine yönelmesini engellemek bahanesi ile, borç bittiğinde hisselerini iade etmek üzere kendisine devretmesini söylediği, aralarındaki ticari ortaklık ve oluşan güven duygusuna istinaden sanık …’ın babasından devraldığı hisselerle birlikte hissesinin tamamını sanık …’ya bedelsiz olarak devrettiği, her ne kadar sanık … Ankara 51. Noterliği’nin 05.08.2009 tarih ve … yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesinde belirtildiği üzere 49 bin TL karşılığında hisseleri aldığını bildirmişse de, şirketin mali durumu, uhdesinde çok sayıda araç, çekici ve dorse bulundurması,bizzat sanık …’nın iddia ettiği aylık araç kira bedelinin dahi bu miktarın üzerinde olması karşısında sanık savunmasına itibar edilemeyeceği, şirket hisselerinin tamamını alan sanık … ile hisselerin kendisine iade edileceğini düşünen sanık …’ın … Şti.’na ait araçların … Şti.’ne kiralandığı, borcu biten araçların ise … Şti.’ne devir edileceği hükümlerini içeren 02.01.2009 tarihli kira sözleşmesini imzaladıkları, sanık …’ın sözleşmeye katılanın yerine imza attığı ve sanıkların bu sahte kira sözleşmesi ile … Şti.’ne ait araçların zamanla … Şti.’ne geçmesini sağladıkları, hatta bu doğrultuda sanık …’ın babası katılandan aldığı vekalete istinaden araçları … Şti.’ne devir ettiği ve … Şti.’ne ait araçların parçalarının sanık …’nın, … Şti.’nin araç sevk ve irtibat sorumlusu … ve kademeden sorumlu başşoför …’e verdiği talimat gereği bir kısmı sanık … tarafından, büyük çaplı olanlar ise Ostim Sanayi’sine götürülerek sökülüp … Şti.nin araçlarına takıldığı ve … Şti.ne ait araçlarda bilirkişi raporuna göre 779.571,73 TL zarar oluştuğu, her kadar sanıklar savunmalarında o an için işleri aksatmamak adına hareket etmesi mümkün olmayan araçlardaki bazı küçük parçaların ustaların insiyatifiyle değiştirildiğini belirtmişseler de, zararın büyüklüğü ve aksi yönde tanık beyanları karşısında savunmalara itibar edilmediği,
Sanık …’nın yukarıda bahsi geçen … Şti. aleyhine hileli hareketlerle menfaat temin etmek ve … Şti.ni ele geçirmek kastı çerçevesinde,savunmalarında … Şti.nden kiraladıkları araçların kira bedellerini düzenlenen faturalara istinaden ödediğini beyan etmesine rağmen, henüz fatura düzenlenmeden … Şti hesabından 270 bin TL ve 205.110 TL bedelli çekleri sanki … Şti.’nden kiraladıkları araçların kira bedellerine karşılık verilmiş gibi … Şti lehine keşide ettiği,fikir ve eylem birliği içindeki sanık …’ın da bu çekleri … Şti kaşesi altına ciro ettiği, akabinde çeklerin … Şti muhasebe kayıtlarına da girmesi için 12.01.2010 tarihli tahsilat ve tediye makbuzuna işleyerek … Şti.’nin muhasebecisi sanık …’ vererek , … Şti.’nin ön muhasebe işlerine bakan tanık …’a, “patronlar bekliyor şu makbuzu imzala” denilerek makbuza ve çeklerin arkasına sanık …’ın cirosundan sonra gelecek şekilde imzası alındığı, daha sonra sanık …’in kendi adına ciroladığı çekleri tahsil ederek parasını sanık …’ ya teslim ettiği,paranın … Şti. Hesabına hiç girmemesine rağmen, muhasebe kayıtlarında görüldüğünün şirket muhasebecisi tarafından katılana bildirildiği, kendisine ödeme yapılmaması üzerine katılanın araçlarını teslim almak için … Şti.’nin kademesine gittiğinde bir kısım araçlarının parçalarının sökülmüş yürümez halde olduğunu, bir kısmının … Şti. Tarafından ödeme yapılmaması sebebiyle banka kredi borcu nedeniyle yedi emin parkına çekildiğini farkederek şikayetçi olduğu, akabinde hisselerin tamamının sanık …’nın eline geçtiğini öğrendiği somut olayda;
1-Sanıklar … ve … hakkında güveni kötüye kullanma suçundan,… hakkında özel belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma,sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçlarından verilen kararlara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanıklar … ve … hakkındaki kararın 19.04.2010 tarihli süre tutum dilekçesi ile temyiz edilmiş olmasına rağmen, sanıklar müdafiinin 10.07.2007 tarihli dilekçesi ile vekaletnamedeki temyizden feragate ilişkin yetkilerine istinaden, temyiz isteminden feragat ettikleri anlaşılmakla, katılan vekilinin temyizi istemi ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
5271 Sayılı CMK’ nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’ nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçelerinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için,dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanıklar … ve … hakkında güveni kötüye kullanma suçundan beraat, sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O yer Cumhuriyet Savcısı, katılan vekili ve sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
3-Sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
1-5237 sayılı TCK ‘nun 167. maddesinde düzenlenen şahsi cezasızlık sebebinin, akrabalık ilişkisi nedeniyle ve özel kişilere karşı işlenen dolandırıcılık suçlarını kapsadığı, somut olayda dolandırıcılık suçunun tüzel kişi olan … Nakliyat Petrol Ürünleri İhracat İthalat İnşaat Ticaret Limited Şirketi’ne karşı işlendiği ve şirket ile akrabalık ilişkisinin mümkün olamayacağı gözetilmeden; sanık …’in katılanın oğlu olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 167/1-b. ve CMK’nin 223/4-b maddesi gereğince sanık hakkında şahsi cezasızlık sebebi bulunduğundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
2-a)Sanık …’in, sanık … ile birlikte suç işleme kararı ile fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 37. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde aynı yasanın 39.maddesindeki yardım eden olarak kabulü ile eksik ceza tayini,
b-Sanık …’in suça konu çek ile gerçekleştirdiği dolandırıcılık fiilinden doğan zararın tamamının karşılandığı anlaşılmakla hakkında 5237 sayılı TCK’nun 168. madde gereğince indirim yapılması gerekirken iadenin kısmi olduğundan bahisle uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısı, katılan vekili ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.