YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20573
KARAR NO : 2014/13026
KARAR TARİHİ : 26.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; mahkemece incelenen CD kayıtları ve bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere, sanığın olay günü müştekinin işyerine girip bir adet sigara aldığı 100 TL parayı verdiği, müştekinin ise 100 TL’ nin üzerini sanığa verip diğer müşterileriyle ilgilendiği esnada, sanığın para üstü olarak aldığı paralardan bir adet 50 TL’ yi aniden cebine koyup tekrar müştekiden “parayı eksik verdin” diyerek para istediği, sanıktan şüphelenen müştekinin işyerinin güvenlik kamerası görüntülerini izlediğinde olayı farketmesi üzerine, sanığın büfeden uzaklaşmasını engelleyerek, polis çağırdığı ve eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla, sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat teminine yönelik eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve sanığın mahkumiyetine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
1-Sanığın adli sicil kaydına konu olan Kumluca Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2006/156 esas ve 2008/78 sayılı ilâmı ile tayin olunan adli para cezasının miktarı itibariyle 1412 sayılı CMUK’ nın 305/2. maddesi gereğince kesin olduğu ve aynı Kanun’un 305/son maddesine göre tekerrüre esas olamayacağı gözetilmeden ,5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,
2-Sanık hakkında uygulanan hapis cezaları alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezaları belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle, asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
3-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, TCK 58. maddenin uygulanmasına ilişkin kısımların tamamen çıkartılması, adli para cezasının belirlenmesine ilişkin “12 gün”, “3 gün” ve “60 TL adli para cezası” ifadelerinin yerlerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün” ve “40 TL adli para cezası” yazılarak, ayrıca; 5237 sayılı Kanun’unn 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.