Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20580 E. 2013/2123 K. 06.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20580
KARAR NO : 2013/2123
KARAR TARİHİ : 06.02.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Müşteki … vekilinin 09/03/2011 tarihli şikayet dilekçesinde; müşteki …’nun kız kardeşi olan katılan …’ın vesayet altına alınması için İzmir 4.Sulh Hukuk Mahkemesi’ne dava açıldığı bildirilmiş olduğu halde Mahkemece Vesayet davasının akibeti araştırılmadığı, Dosyada bulunan İzmir 4.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 18.11.2011 gün ve 2011/470 esas, 2011/2390 sayılı kararı ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nca … hakkında düzenlenmiş olan 03/06/2011 tarihli rapor uyarınca kısıtlandığı ve bu nedenle kardeşi …’nun kendisine vasi olarak atanmasına karar verildiği bu nedenle mağdurenin vesayet altında olduğundan mağdurenin vasisi olan … vekilinin 5271 sayılı CMK’nın 262/1. maddesi gereğince kanun yoluna başvurma hakkı bulunduğu anlaşıldığından; temyiz talebinin sıfat yönünden reddine ilişkin 24.07.2012 gün 2011/472 esas 2012/140 karar sayılı ek karar kaldırılarak, yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;Sanığın Müştekinin evinin yakınında bulunan kuaförde çalıştığı,müştekiyi bu nedenle tanıdığı, müştekiye ekonomik bakımdan zor durumda olduğunu söylemesi üzerine,müştekininde kredi çekmesi halinde kendisine kefil olabileceğini söylediği ve sanığa kefil olmak amacıyla bankaya gittikleri,30.09.2011 tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığına ait rapora göre bipolar bozukluk tanısıyla düzenli izlenmekte olan ve olay sırasında hastalık dönemi içinde olduğu tespit edilen müştekinin bu durumunu bilerek müşteki adına 10.000 TL kredi aldığı ve kredi belgelerini asıl borçlu olarak müştekiye imzalattığı anlaşılmakla sanığın dolandırıcılık suçundan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kabule göre;
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları Anabilim DalıBaşkanlığının 30.09.2011 tarihli raporunda bipolar bozukluğu bulunduğu bildirilen reşit olan mağdureye 5271 sayılı CMK.nın 234/2. maddesi uyarınca istemi aranmaksızın bir vekil atanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş,temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.