Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20744 E. 2013/18807 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20744
KARAR NO : 2013/18807
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç
oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir. 5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden … kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Sanık …’ın Tarım İl Müdürlüğü’nden emekli olduktan sonra özel veterinerlik bürosu açtığı, diğer sanık …’ın ise, Veterinerlik Fakültesi’ni yeni bitirdiği ve mesleki bilgisini ilerletmek amacıyla sanık …’nın yanında çalışmalarda bulunduğu, Tarım Müdürlüğü tarafından yapılan denetimlerinde, suni tohumlama uygulamaları ile ilgili sanık … tarafından düzenlenen makbuzların birbirini tutmadığı, sanık …’nın gerçekte kendisinin suni tohumlamaya kendisinin gitmediği, sanık …’in gittiği halde, kendisi gitmiş gibi makbuz düzenleyerek, suni tohumlama desteği için kuruma başvurup kurumun zararına sebebiyet vererek nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, suni tohumlamaların bizzat … tarafından yapıldığı, sanık …’ın, sanık …’nın yanında sadece işi öğrenmek amacıyla suni tohumlamaya gittiği, tohumlama sonucunda düzenlenen belgelerdeki gerekli notların sanık … tarafından düzenlendiği, ancak altındaki imzaların, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin raporuna göre, sanık … tarafından atıldığı, tanık beyanlarına göre de, suni tohumlama işlemlerinde, ilk suni tohumlama işleminin hiçbir şekilde … tarafından tek başına yapılmadığı ve bu şekilde suni tohumlama belgesi düzenlenmediğinin belirtildiği, uygulamada ikinci suni tohumlama işlemi için teşvik priminin verilmediği, yapılan ilk tohumlama işlemlerinin tümünün sanık … tarafından gerçekleştirildiği, sanık …’nın teşvik primi almak için düzenlemiş olduğu belgelerin de sahte olmadığı ve hukuka uygun şekilde düzenlediği, gerçekte yapılan bir tohumlama bulunduğu için kamu zararının da oluşmadığı dikkate alınarak, her iki suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 02/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.